13 Mart 2012 Salı

bazen

Bazen o kadar sinirleniyorum ki bu ülkeye; küçücük bir fareye dönüşüp küçük deliklerde yaşamak istiyorum.
Bir tane daha bir şey söyleyeceğim.
Yenilerde takıldığım dizilerden birinde bir adam var adı Nick, çok aksi ve hep olumsuz düşünür. İnsanlara neden böyle davrandığını sorduklarında demişti ki "İnsanlar en kötüsüdür." gerçekten de haklıymış. İnsanlar çok kötü yahu. Daha çok parası olanlar cani, daha az parası olanlar ise salak. Bu böyle.

11 Mart 2012 Pazar

uzun zamandır bir şeyler yazmayışımla ilgili

Genel olarak kendimden, rahatsızlıklarımdan ya da sevinçlerimden bahsettiğim blogum ve hitap ettiğim nezih insanlara selamlar gönderiyorum.
"Sınav da yaklaştı" diyerek ana başlıktan açıyorum konuyu. Aslında bununla başlamam benim gerçekten bunu olduğundan daha fazla önemsediğimi gösteriyor ama öyle değil. Gerçekten de değil. Muhtemelen birçok kişiye göre oldukça rahatımdır, zaten "haydi gidiyim de bir şeyler yazayım" dememin sebebi de kaygılarımı ya da korktuğumu paylaşmak istemem değil açıkçası.Çünkü elimden geldiği kadar çalışıyorum, inanıyorum ki istediğime tam olarak ulaşamasam bile yakınından bir yerinden onu yakalayacağım. Umarım yanılmam tabi ki.
İşte geçen gene evdeyim, canım çok sıkılıyor falan fıstık. Çok yakınlarda ulaşabileceğim bir arkadaşıma mesaj atıyorum ama o da uygun değilmiş. Gerçekten üstün can sıkıcı bir durum daha... Sınav falan zor değil de; saatler falan hep hesaplı, yapılan hareketler ve eğlenceler kısıtlı. Asıl bıktıran da bu. Ben esnek davranıyorum çoğu zaman ama herzaman etrafında esnek davranabilecek birini bulamıyorsun. Ama tabii ki onlar bana eşlik edemiyor diye onları suçladığım yok. Zaten ben de vicdan azabı çekiyorum sonra. Hiçbir şey yetişmeyecek diye korkuyorum, anlık adrenalinler şakalı eğlenceli şeyler.
Bu yazı birazcık da kardeşimin birazcık da sahip olması gerekip de hiç sahip olmadığı başarma hissi, çalışma azmi, bir hedef koyup ilerleme fikrinin ona olan uzaklığı. Bugün, biraz önce bana öyle bir cümle kurdu ki, "bunun yaşama amacı ne la?!" -ama tabii iç sesimle- Bunu kavrayamayışımın sebebi kardeşimle aynı evebeynlere sahip oluşumuz. Eğer babanız buysa yapıp yapmamanız gereken şeyler vardır, gitmeniz ve daha fazla özgür olmanız gerekir, sınırlarınızı zorlamalısınız, daha az laf işitmek için daha mükemmeli oynamalısınız vs. vs.
Ama bu söylediklerimin hepsi yıllarca benim yaptığım ve yapmaya çalıştığım şeylerdi. Peki bunlardan arda kalan neyim var? Açıklıyorum hemen,
Artık kimselere -bir iki kişiye çıtlattığım dışında- anlatamayacağım ve şu an bahsederken bile beni gerçekten paramparça eden bir iki küçük anım var. Çabuk sinirlenen ve sesi çabuk yükselen bir mizacım ve gitgide artan ama beni hiçbir şekilde rahatsız etmeyen umarsızlığım... Belli bir zaman geçtikten sonra insanın alttan alası gelmiyor, sana yöneltilen ama aslında -güya- senin kastedilmeğin, sadece adının geçtiği cümlelerde bile gerekli taşı gerekli gediğe koyarak poyrazlar estirebiliyorsun. İşte o da öyle bir şey.
Sonraaaa... Bu aralar başka ne yaptım?
Bol feribotlu ve L&M'li bir Bursa çocukluğu davamız vardı. Muhtemelen herkesin içinde güzel hisler yarattı.
Bir de olaylı İmam Hatib olayımız oldu ki, akıllara zarardı. "BEN ERKEĞİM!" diye dolaştım, Selman Hocaya "selamün aleyküm" dedim bir de bunların yanında sınıfta füze olayına girişip Özge'yi havaya uçurduk. Argun'un yeni oyunu kfjhlgkh
Burcu'dan cevap geldi. Haydi ben biraz gidip sohbet edeyim, güleyim.
Tüm Pelinlerin bir stili vardır, aklınızda bulunsun.

19 Ocak 2012 Perşembe

Bence insan hava aydınlıkken her işini halletmeli, tastamam olmalı.
Hava karardığında ise yorgunlukla eve dönmenin kaşındıran mutluluğunu duymalı.


Norah Jones - Sunrise gelsin hemen buraya.





7 Ocak 2012 Cumartesi

şimdi bak abi, ben sana şöyle anlatayım...

Bayadır yoktum gene ben buralarda.
Argun'un acil çağrısıyla yok ya da ona öyle denmez.
Hani kral tv'de istek parça yapıyorlar ya Argun'da bi blog isteğinde bulundu. Ben de dedim ki "Hiçbir şey olduğu yok ki, ne yazıyım?" Sonra aklıma Turan taktiği geldi.
Turan taktiği
300 spartalı.
2 kurbağa
kral ve oğulları
2 göktaşı
(hayır bi de normal bir insanın nasıl aklına durup dururken "göktaşı" kelimesi gelebilir?)
köşedeki palyaço ve daha nice Furkan hiti.
Tüm hayatım boyunca toplamda bu haftaki kadar gülmemişimdir. X kişisiyle Furkan'ın nefes kesen diyalogundan bir bölümü burada sizlerle paylaşmak isterim sayın sakızçiğneyenler.

F: Abi sizde döner var mı?
X: Yok, daha dönmedi...
F: Abi sizde sosisli var mı?
X: Yok abi bizde sosisli.
F: Abi siz büfe olduğunuza emin misiniz? Orası büfe mi?
X: Evet abi, büfe burası.
F: Ne var sizde şu an?
X: Köfte yapıyoruz biz şu an.
F: Tamam, ben 10 tane köfte alsam ne kadar tutar?
X: 70 lira tutar abi
F: Oo tamam o zaman bir tanesi 7 lira. Benim de bir taneye ihtiyacım vardı.
X: Tamam abi, adres?
F: Onu bunu bırak da, sen askerliğini nerde yaptın abi?
X: Isparta
F: Ben de Sparta'da yaptım abi.Biz o meşhur 300 spartalıydık..
X: vay abim bee
F: Ben o özel birlikteydim işte. Ağa derlerdi bana.
X: Abim ağalık kalmış mı be..
F: Komutandım ben işte. Biz perslere savaş açtık. İlerleyişlerine dur demek istedik. Turan taktiği nedir bilir misin sen abi?
X: Yok abi nedir ki o?
F: Şimdi bak, biz yürüdük İran taraflarına 300 kişiyiz. 10 dandik adamımızı gönderdik önden. Persler tabi bunlarla uğraşırken biz de 300 kişi bunların etrafını sardık 10000 persliyi PAARÇALADIK be abim be. Ben sparta gazisiyim işte. 10 kişi kaldık biz.........
X: Abi kapat be ne diyosun sen allaşkına
F: Ya abi ben ben sana şöyle anlatıyım bak şimdi, 2 kurbağa süte düşerse nolur?
X: Nolur abi?
F: O SÜT İÇİLMEZ ABİ NOLCAK ALLAALLA
X: Tamam abi kapatıyorum ben.

Salyam aktı gülmekten. Emin olun devamı var. Ben gidip yatıyorum. Hoşçakalın.

14 Aralık 2011 Çarşamba

sayın sakızçiğneyenler

...
there's a club if you'd like to go you could meet somebody who really loves you. So you go and you stand on your own 
and you leave on your own
and you go home and you cry 

and you want to die


how soon is now?

19 Kasım 2011 Cumartesi

özgeli yazı

yazım yanlışlarına takmayın, kafam iyi. düzeltirim onları sonra.
özgeyi çok seviyorum
lise bitiyo
üzüldüm bi
mehmetin bana attığı şarkıyı sildim.
sevindim
gerçekten
iyi geldi, burcu cenkle telefonda bi de
ayılsak iyi olcak
özgeyi o kadar seviyomuşum ki sarhoş anıma denk geldi. farketmn.
çok sigara içtim bugün
sınıf düştüm bi de kesin.
yarın fen bölümünü olcaz sınavın da..
koymuşum götüne.
özge bana iyi davransın
özgeye söz verdim bi dahaki seneye arefede özgelerde kalıcam
mısır yicezçips yicesz
liseyi ancaz
ben çocuk doğurmak istemiyorum
dünyanın en güzel yemeklerini öğrenmek isyiorum
herkes yesin mutlu olsunlar
ben de olıyım sonra
bu sene sonunda dövme yaptıcam
param birikti galiba.
liseyi anıp ağlıycaz
argunu özlicem beni göt etmesini ve benim buna alınmamı ama söylemememi anıcaz
özgenin iyi biri oluşunu anlatıcam ben ona
gülcez eğlencez.
seneye ben ankarada mümkünse hacettepe de olucam
ezcacılık olsun, diyetisyenlik olsun
mucitlerle, onlarla bunlarla...
koptum ha sılfrgjklfrjg

28 Ekim 2011 Cuma

Sınıfın şu sıralardaki halinden o kadar memnunum ki, sanki aslında hep böyle olmalıymış ama biz hep hata yapmışız gibi hissediyorum. Umarım hiçbir olay bu durumu zedelemez. Ve her şey mutlu mesut noktalanır.
Kek gününden efsanevi bir başarı elde ettik ve bana göre de efsanevi eğlendik, kaynaştık, seviştik, paylaştık. Her şeyin bu kadar tatlı gitmesi de aslında bir "kuzuların sessizliği" mi acaba lan bu dedirtiyor bazen ama ağzımızı hayra açalım.
Ufak bir mesele kaldı halletmem gereken, aslında benimle tam olarak bağlantısı olmayan ama beni iyi hissettireceğini düşündüğüm bir şey. Yakında o olayı da aradan çıkarırım diye düşünüyorum.
Deniz ve Argun bugün Beşiktaş'a yürürken beni bezdirdi, işin kötü tarafı bazı sözlerini haksız bulduğumu da söyleyemem. Ama ciddi ciddi kararsızım. Bırakılmayacak bir şey olmadığını biliyorum, yaptım çünkü zamanında, olur yani. Hatta acayip para da koyabilirim kenara. Bir yandan da farkmaz diye bakıyorum olaya. Devam ediyorum. Bu cephe biraz karışık anlaşılan o ki.
Matematik ve geometri muhabbetine gelince eğer, fen kısmında o kadar da kötü olmadığım için -fizik sonuçlarım dışında- matematik ve geometriden ödün veriyorum ve zaman kalmayacak diye diğer taraflara yöneliyorum. Gel gelelim, en çok puanı matematik getiriyor. En iyisi matematikte falan daha fazla uğraşmak, boşları en aza indirgemek olacak. Bunun yolu da hızlanmamdan geçiyor tabi ki.
Hacettepe Ezcacılık olsa tadından yenmezdi.
Sia-I go to sleep acayip güzel bir şey ya, mozaik gibi, tıramisu ya da acılı çiğköfte gibi.
Bir de babalar çoğunlukla saçmalar.

Gelirim arada ben.

21 Ekim 2011 Cuma

bencilliğin bu denli lüzumu yok


Sen geçen sene "bu onun son senesi, üstüne çok gidiyosunuz bakın ben de böyleydim!!" diyerek canım ciğerim dediğiniz adamı savunun, gerekirse ananızla babanızla papaz olun gelip böyle çirkefleşsin o da size.

Ben hiçbir zaman kardeşime bu denli gıcık olmamıştım. Hiçbir insandan bu kadar gıcıkmadım ya ben.
Annem herif ders çalışsın, konsantre olsun diye haftada bi izlediği diziden dahi vazgeçsin ama o ergenlik triplerindeymiş ya hani.. Bamyasıyla erkekleniyo ya hani..
Hatta yeter ki o konsantre olsun diye sen git evin en siktiriboktan yerinde ders çalış, her sorduğu soruyu açıklamak için götünü yırt. Ama o gelsin senin son senende hiçbir şeyi iplemesin.
Ben de ona gösteririm işte o zaman. Böyle bencil pislikliğe öyle yapılır. En çok senin beni desteklemen gerekmez miydi lan bu evde?
Hiçbir ev hiçbir üniversite yolcusu için bu kadar sinir bozucu olamaz. Tek istediğim şey burdan siktirip gitmek. Elimden geleni ardıma koymayacağım. Evren istediği kadar ayak diretsin.

Ayrıca bu olaylar sayesinde insanın yediği yemek burnundan geldiği için zayıflamak hiç de zor olmayacak.

Sia - I go to sleep.
I go to sleep.

9 Ekim 2011 Pazar

bunu neden yazıyorum bilmiyorum ama;

Ben Angelina Jolie isimli, Allah katında en üst sıralarda olan şahsiyete aşığım. Düşlüyorum belki de bilmiyorum.
Niye bende biseksüellik var?

8 Ekim 2011 Cumartesi

yarın deneme var

Dersanede ne kadar sıkıldığımın çılgın belgesi.
Aslında 5 ders olsa bu duruma gelmezdim. Son ders mala dönüyorum. Dinlemiyorum da üstelik. Okuldaki bazı hocaların da var bu huyu. Konuyu işlemek için verimsiz ve çirkin dersini işlemeye devam ediyor. Tamam anlıyorum, yetiştirmen gerek programı ama nefes aldır gülüm.
Ben "şeftali tonu" diye bahsedilen renkteki bir ruj istiyorum. Bulamadım bir türlü. Hayrına bana alıp gelir misiniz bir tane?
Korkmayın yarınki denemede sınıf değişikliği yok.
Bir de yeni gelişme olan ama aynı zamanda benim için rutin olan bir şey var. Yine diyetteyim. Bu sene herkes kilo alırken ben vereceğim. Buraya da yazdım.
Gidiyim de biyoloji çalışayım, siz de bu şarkıyı dinleyin benimhüzünlüorospularım.

dersaneye gidiyorum

Tam tersini düşünüyorken, tam da fitil olduğum anda evrenin oyununa geldim.
Gelmek istediğim bir oyundu bu tabii ki.
Bir şeylerin hallolmasının verdiği müthiş hafiflikteyim.

Birazdan dersim başlayacak.
Hadi gidiyim de bir sigara yakayım.

6 Ekim 2011 Perşembe

yoldayken kurulan cümleler daha güzel

Merhaba,
Blogu çok özledim. Pardon, bi dakika. Yanlış oldu.
Kendi iç sesimi çok özledim.
Evet.
Kendi kendime konuşmaktan sıkıldım. Bugün sondu artık, iç sesim beni rahatsız etmeye başladı. Burcuylaydım gene biraz önce. Kahküllerimi şekle şemale sokturdum. Sonra her Türk insanı gibi Burcuların evinin önünde lafa daldık. Gene kafasında işleri büyütmüştü, canını sıkmıştı garibim. Onu dinledim, ona rasyonel cevaplar verdim. Ben bunu hep yapıyorum.
Ayrıldık işte, eve döndüm falan..
Yazının teması, hayatın ve ilişkilerin basitliği. Bu basitliği görmeyişimiz ve bunun bize hiç yetmeyişi. Sıkılganlığımız ve karmaşıklaştırmamız.
Burcu kendini motive eden birine bağlı ama her şey geçer. Her tat geçici. Herkes eninde sonunda sıkar ve yorar ve kırar. Çok seversen bile eninde sonunda kırarsın.
Bu tarz genellemelerle bu kadar yüzleşmiş olmam beni soğuk biri haline getiriyo ve bunun farkındayım. Ama düzeltmek için bir şey yapmak istemiyorum. 4 kişilik ailemiz içinde yaşadığım şaşırtıcı sıkıntılar "bunlar bile böyle yapıyorsa..." dedirtti, House sayesinde herkesin yalan söyleceğiyle yüzleştim, kan bağım bulunan insanlar bana "Allahım nerden düştüm ben bunların arasına?" dedirtti. Ruhsal anlamda birine de bağlı değilim uzun zamandır. Elimde pek bir şey yok. Ve umarsızım.
Gerçek hayata dönersem eğğğer;
Okulu seviyorum, dersanede kusmak istediğim için söylüyorum galiba bunu. Rahatsız olduğum ve ciddi ciddi komik bulduğum bir şey var. Sınıfın bir ucunda oturan Mehmet ve Kerem'e "günaydın!" demek bile yasak sanki. Ama anlayacağınız üzere olay Keremle alakalı değil. Keremle zaten dersanede bile görüşüyoruz. Acaba diyorum Mehmet bu kafadan çıkabilecek mi senenin sonuna kadar? Çünkü ben çok sıkıldığımı farkettim bu kaçak bakışlardan, sınıfın diğer ucundakiler vebalıymış gibi davranmaktan. Sihirli değneğim olsa bunu hemen düzeltirdim.
Hadi gidip ıslak kek yapayım da okulda yiyelim birlikte.
Elinize sağlıklar.

17 Eylül 2011 Cumartesi

hayat bazen çok vay anasını tırımını sayın seyirciler

Nasıl da bitti dersane ama!
Nasıl mutluyum, göbek atasım bile var. Hayatımda ilk kez "okul açılıyor" tribinde değilim. Aksine mutluyum acılacak diye, çünkü hafta içi dersaneye gitmek zorunda kalmayacağım.
Okul daha az yorucu ama bazen daha fazla zaman kaybettirici.
Mahsum Hocanın neden bizim Analitik Geometrimize gireceğini anlamıyorum, hani matematikti. Kim yapıyosa bu ayarlamaları onun ağzına burnuna vurmak istiyorum.
Sınıf yükseldiğimi öğrendim bugün ama bu hoş haber sınavın berbat geçtiği gerçeğini değiştirmiyor. -sınav kafaya takılacak gibi değil, bir kimya sordular mesela iç sesimle "ağabey biz sizi ne zaman işlemiştik ki?" dedim.- Ruhsal bağlamda 12. sınıf değilim ben. Olmama da gerek yok yani, işin ciddiyetini kavramaktan kastedilen şeyi hiç anlamadım ben. Enteresanı anlamama gerek yok. Eninde sonunda bize bu sınavı sokucaklar efendim, biz de iyi bir şeyler yapmak zorundayız. Misal biz fiziği sevmek zorunda değiliz, yapacağız. Matematiği de öyle. Ağbi ben zaten niye seviyim elin hayalini, komik.

"you've been a very, very bad pineapple" adlı yazıyı yeni okudum, geçen sene başı baya garipti ya. Ama hemen atlatıldı geçti. "secret door" da hoştur. Ne bileyim. Geçen The Smiths de paylaşmışsın, görsem beğenirdim onu da

Sürekli "NEYSE" diyen bir Türkçecimiz var. Kaybedenler Kulübüne de ahlaksız film dedi. Burnunu kırasım geldiydi o an, NEYSE.
House hapiste buna ne diyorsunuz?

Emmy ödüllerini neden gidip de gecenin 2sine koyarlar, hem de pazar günü. Anlamıyorum insanları.
Gidiyim de bir sigara yakayım.

1 Eylül 2011 Perşembe

buraya da yazabiliyorum hala şeapmayın

Merhabalar kuşlar nasılsınız? tumblr. falan dedik ama insanlar eskiyi arar. Benimkisi de o hesap oldu işte.
Büyük adaya gittik bugün de, ayaklarımı hissetmiyorum şu an. Kim ne yazmış napmış geliyim bakıyım dedim.

Boşu boşuna yazılmış bir yazı oldu bu da böyle.
Daha buralardayız yahu.

19 Ağustos 2011 Cuma

Hello-Goodbye

Evet, başlık açıklayıcı oldu. Ama bu bir son değil, büyük ısrarlar sebebiyle tumblr.'a geçiş yapmış bulunmaktayım. Bana ordan ulaşırsanız, okursanız sevinirim gerçekten.


Hoşçakal.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

dersanenin ilk gün tribi

Türkçe dersindeyken kafamda tasarlamıştım cümlelerimi, amma kaçtılar. Bir yerden başlayalım.
Sabah uyanmak hiç de zor olmadı, şartladım kendimi. "Hazır ol kızım, yani sonuçta hazır olman gerek. Biliyorsun savaş başlıyor yarın" şeklinde. Motive etmeli insan kendini bir şekilde. Şu an evde oturup Coldplay dinlemenin kaşındıran havasındayım. Her şey güzel. Çünkü Semoş yok, Büyük Semoş yok, Barancığım yok, Mustafa hiç yok.
Bugün annemle anneannem Adıyaman yolcusu, sanırım bahsetmiştim.
Dersaneden konuşmaya devam edeyim ben... 8.30da başladık efendim. 6 gün 6 saat olacakmış dersler. 4. sınıftayım, dersanede 12den fazla sınıf olması gibi bir şey duydum. O zaman pek de fena değilmişim dedim ama sevdiğim tipler 3. sınıfta. Salak tipler de 3. sınıfta. Ha bir de, sınıf önemli mi diyenlere cevap vermek isterim. ÖNEMLİ LAN, ÜNİVERSİTE SINAVINA GİRECEK OLAN BİRİ İÇİN ÖNEMLİ. BİR DE ANKARAYI FALAN UMAN BİRİ İÇİN DAHA ÖNEMLİ OL-MALI. Cetvel yöntemiyle sınıf düzenleyeceklermiş ilk sınavlarda, asılmak lazım küreklere birazcık. Son zamanlar çok yattım ben, ondan böyle oldu.
Biyo1ci bağyan aynı Dolores Umbridge. Bu kadar olur yani. Tam hastaydı, ses tonu. Konuşmaları falan, "bebeyim, canım, aşkım" gereksiz bir samimiyet var kadında. Ve bir yılan hafızası. I-ıh hiç sevmedim. Hakancığım yıkılıyordu gene.
Rehberim değişmiş, ilk üç sınıfınki Selmaymış artık. Nayır nolamaz.
Düzelir ya işler. Uğraşacak başka neyim var ki...
Hala smsim yok ve kendimi iyi hissediyorum.
Öptüm aşkımlar şdhşflhk

14 Ağustos 2011 Pazar

NEDEN BAZI KADINLAR BU KADAR GÜZEL?

BAZI KADINLARIN GÜZEL OLMASINA GICIK OLUYORUM. -AMA ŞUNU DA BELİRTMELİYİM Kİ ANGELİNA DA MAKYAJSIZ BENİM KADAR SOLUK BİR BEYAZLIĞA SAHİP- YÜZ HATLARI GÜZEL BAZILARININ, BAZILARININ PÜRÜZSÜZ AMA ÇİRKİN; AMA PÜRÜZSÜZ İŞTE. HAYIRLISIYLA ŞU ERGENLİK BİR BİTEYDİ, BEN DE PÜRÜZSÜZ TEN YAPACAĞIM.
GENE DE SEVİYORUM GÜZEL KADINLARI. HORMONLAR GALİBA..

bu aralar çok yazmıyorum

Bu aralar fazla cümlem yok, sebebini tam olarak kestiremiyorum. Sanırım başıma oldukça fazla canımı sıkan ya da beni acayip derecede sevindiren herhangi bir şey gelmiyor. Buna bağlayabilirim, mantıklı olur.
Sizlere birazcık dünkü sınavım ve yarın kısmen bitecek olan tatilimden bahsetmek istiyorum. Yarın sabah 8.30da derslerim başlıyor. Artık son sınıf olduğumun ciddiyetine varmam gerekiyor-muşcasına. Ama varamadım. Yani tam olarak nasıl olması gerektiğini bilmiyorum. Ama muhtemelen yarın başlayacağım sınıftan hoşnut olmayacağım, sınavım çok iyi değildi. Matematikte çok zaman kaybettim, arada uyuyakalmış olabilirim. Hatırlamıyorum ne yaptığımı. O yüzden artık ilk günden itibaren gidip Selmacığımdan program alacağım. Konuları teker teker halletmeye bakacağım. Bilirsiniz ki, erken kalkan yol alır. Yarın erken kalkacak olmamı takmayacağım -uyanmak çok zor olacak ama alışmam gerek, çok uyuyarak çok zaman kaybediyorum. vicdan azabı çekiyorum.- erkenci olmam bence yaratıcının lütfu. Öğleden sonra fıldır fıldır gezebileceğim.
Hala bir konuda kararsızım ama o konunun ne olduğunu buraya yazmayacağım çünkü ilerde okuduğumda kendime gülmek istemem.
Yarın Semoş ve Büyük Semoş Adıyaman'a gidiyor. Yaklaşık bir hafta "Mustafayla Neşeli Günler" adlı programımızı izleyeceksiniz.
İyi yolculuklar Semoşlar.
-"semoşlar" çok deterjan ismi gibi gkjhlgjkhgjh-
Öptüm sizi benimhüzünlülerim.

9 Ağustos 2011 Salı

heri pıtır


the end of an era.
Snape aşkıyla depreşmiş kalbim, bir seriyi daha bitirmenin hoşluğuyla dolan; aynı zamanda bitmesinin verdiği boşlukla burkulan ruhum... Ah çok karışığım.
Yaklaşık 2 ay sürdü sanırım, 6 kitabı okudum. Son kitabı okumayı göze alamadım artık. Herkes filmin ne kadar mükemmel ötesi olduğundan bahsediyordu, artık kontrolümü kaybetmek üzereydim.

Snape hakkındaki bir çok gerçekten haberdardım -sağ olsun Baran- ama üzülmedim, şaşırmadım. Eğer bunları bilmeseydim ağlanası olmayan şu filme ağlayabilirdim. Zaten Snape son nefesini verirken döktüğü gözyaşları, "teyk tem" derken sesinin titreyişi.. Hele zaten şu fotoğrafını koyduğum sahne... -geberiyorum.- Hatta bu sahneden sonra Lilinin Heriye tekrar "ALWAYS" demesi falan.
Ağzımı burnumu dağıttılar. O kadar çok sövdüm ki, salon da boştu zaten jgkljh Bella'yı bir de Voldi'yi gördükçe kudurdum.
Dumbledore'un düşüncesi, Snape'in verdiği cevaplar. -dumbldoreyi beğenmedim, yani daha doğrusu Snape onu geçti gözümde- Filmin sonlarına doğru elele çıkıp gelen Hermoni ve Ron için "bak bunlar sevişip geldi" tarzında yorumlarım da yok değildi. Növile bir demet öpücük benden, çok tatlısın. Aferin aynı zamanda çok başarılısın.

Böyleyken Coldplay - Speed of Sound dinleyerek kendime işkence de ederim. Sağolun.

saçlarıma aklar düştü benim.

Biraz önce, yorucu bir günden sonra otobüste Burcuma saçımı örmesini söyledim. Örerken şöyle bir diyalog yaşandı:

B: Lan saçlarında beyazlar var biliyo muydun?
P: NE? HARBİ MİSİN?!!!bir
B: Ciddiyim yavru...
P: Hadi be.. -anlık 2 nokta tribi-

Böyle oldum dertten tasadan, inanır mısınız?


inanmayın o kadar fena olamam, olmamalıyım.