Bir insan kendine anca benim kadar haksızlık edebilirmiş, 3 gün önce okuduklarımı daha bugün kavradım ve sindirmiş durumdayım. Bariz bir şekilde görüyorum bütün ironileri, ikilemleri, soru işaretlerini, doğru ve yanlış tarafları.Özge'ye yazdıklarındaki ironileri anlatmak istiyorum öncelikle. Buralardan yola çıkarak ondan açıklamalar isteyeceğim, çünkü yazdığı yazıda yapmış olduğu yargısız infazları göstermem gerek. Ama burada kesinlikle bir iğneleme yok. Sadece kendimden özür diliyorum, taşlar yerine oturunca -yani ertesi sabah uyandığımda- yazdığımı okudum ve kendimi ne kadar aşağıladığımı anladım. Ve bunu kendime yapmam yanlıştı. Çünkü o bahsedilen şeylerin ve benim suçlandıklarımın bir çoğu benimle alakasız, hatta paylaşılması gereken kusurlar-mış.
O kadar kızdım kendime, o kadar üzdüm kendimi sanırım ara sıra yaşadığım duygusal anlarımdan birindeydim. Friends izlemiştim, her izleyişimde onların arkadaşlığı, eğlenceliliği, samimiyeti, rahatlığı aynı evde yaşamaları içimi burkuyor çünkü. Yine, "ayş tatlışlarımla bir gün böyle olabilir miyiz acaba?" modumdaydım -ki anlıyorum, bu samimiyetsizlikle asla o moda gelemezmişiz- ve ağladım. Ama bu "Özge böyle dedi" diye olmadı, acaba dedim ben böyle miyim, buradaki kadar rahatsızlık veren bir şey miyim? İnsanlar benim arkamdan böyle şeyler mi konuşuyorlar? Ağladım, o kadar korktum ki birilerinin hakkımda böyle düşündüğünü sanıp. Mesele Özge falan değilmiş işte o an kavradım. Hatta uyanmam için, bunu anlattıkça yorumlamam gerekiyormuş. Anlattıkça algıladım, kendime küsmekteki hatamı. Kendimden özür diliyorum.
Birincisi; "yanında çok rahatım ama sen bazen çok çok rahat olabiliyorsun" cümlesinden ne çıkarmam gerektiğini anlamış değilim. Bak, 3 kız var. Samimiyetimin sınırları onlar, onların yanında başka bir şey farketmez, onların yanında benim, senin, onun, eşyası, lafı, sıçmığı, tokası muhabbeti kalmaz. Çünkü eğer ben Özge, Deniz, Burcu ile birlikteysem benim için iyelik yoktur. Ben o yüzden izin almam ve benden izin alınırsa bunu garipserim. Sana izin alınmadı diye garip gelen şeyler, siz izin almaya çalıştığınızda bana samimiyetsiz görünür. İşte bu yüzden Denizle kaynaşmam zor olmadı, işte bu yüzden Burcuyla sıçtığımıza kadar biliriz. Seninle de öyle zannetmiştim çünkü ben gerçekten yakın olduğumu düşündüğüm kişilerle böyleyimdir. Arkadaş değil, kardeşliktir bu benim için.
Tam olarak nasıl olmamı istediğini bilmiyorum, ama benim açımdan biz bir ekip değilmişiz bunu görmüş oldum.
Olayın İdil olayı olmaması zırvasına gelmek istiyorum hiç unutmadan. Pardon da, İdil olduğu için değil, insan olduğu içindi diyerek, direk saçmalamışsın. Biz 2010 yılında bu kıza tavrımızı koyduk, dalga geçtik onunla, dışladık onu, 2010 yılında İdil bir insan değildi de 2011 yılı gelince İdil insanlığa adım attı da, ben mi takip edemedim? Ne kadar humanistmişsiniz de ben kaçırmışım üzgünüm. Her zaman hepimizin birbirine yaptığı bir davranıştı bu ve sen orada verdiğin tepkiyle İdil'in kendini bir bok zannetmesine sebep oldun bundan haberdar değilsin. Bir insanı dışarken, o insan değil ama bir insan bir şey anlatırken araya giren başka birine cevap vermek çok ayıp mı oldu? Lütfen bir mantıklı açıklama yapar mısın?
Başka bir nokta, senin problemleri bizzat benimle, en azından bir kerecik çözmeye çalışmak yerine kendi içinde duvarlar örmen ya da resmen gidip dedikodumu yapman, benimle ortak bir paydada buluşmaya çalışmadan direk yargılaman yapabileceğin en bencilce şeydi. Asıl bu yaptığınla sen bencil oldun. Açıkça da belli ettiğin gibi kendini korumak istediğindenmiş.
Sen ne zaman kendini benim gözümde böyle değersiz görmeye başladın ki "aman banane der geçer demiştim" diyorsun. Hayret bir insansın, ben ne zaman, hangi davranışımla sizi siklemediğimi ya da önemsemediğimi göstermişim ya? İlla elinizi tutup, gözünüzün içine bakıp "seni seviyorum" falan mı demek lazım sevgililer gibi. Nasıl bir anlayış, kendini niye değersiz buluyorsun ki sen, enteresan.
Bana ne zaman ve ne yaparak vurdumduymazlık sınırlarımı zorladığımı söyler misiniz?
Sanırım düzeltebileceğim bir şey bu.
Beni ilgisizlikle suçlamışsın, buna haksızdır diyemeyeceğim. Ama önce açıklamamı dinle.
ÇÜNKÜ BEN, sizin kadar duygusal değilim. Keşke olsaydım, gerçekten çok üzülüyorum hayata öyle bakamıyorum diye. Mantık tarafım ağır basıyor ve sen bana birinden ya da bir şeyden bahsedince ben geçiştirmiş gibi falan görünüyor olabilirim -ya da takmıyor gibi- ama öyle değil. Çünkü kurabildiğim cümlem yok. Ben sana göre düzüm yea. Benim kusurum bu. O yüzden bambaşka dertlerden bahsetmeye çalışıyoruz sanırım. O yüzden ben iyi bir dinleyici, iyi bir arkadaş imajı çizemiyorum. Ama ben "omuz" olma konusunda pek de fena sayılmam Özge, iyi dinlerim ama bir şey söyleyemem. Böyle olduğum için özür dilerim.
İşte bunlar benim kendim ve aramızdakiler için sağlam kafayla düşündüklerim.
Budur.
Bunlar hakkında konuşsak hoş olabilir. İstersen.