31 Aralık 2009 Perşembe

devamı

Hiç kimse boşuna uğraşmasın.
Her gelen yılbaşı benim için hep bir öncekinden daha beter oldu. Erkenden uyumak isteyen ruhumu susturmak, bişeyleri anlatabilmek isterdim, evet.
Bir şarkı sadece bir şarkı kötü hissetirebilir. Eğer dolduysan.
Hayatında ilk kez cici oldun belki de. Ama karşı taraf değildi. Bu büyük ihtimalle kaderin cilvesi denen şey. Gene ağlıyordum biraz önce, kimse görmeden.
Birinin yanında istediğimi söyleyebilseydim, kendim gibi hissetseydim keşke. "Kırılacaklar mı?" diye düşünmeksizin. Durmaksızın yaşasaydık. Basit ve küçük kuruntularımız olmasa, insanın içgüdüsü olan basit ve temel duyguları aşsaydık. Hayatımdan sıkılıyorum. Benim de canım sıkkın oluyor. İçimde olanların içimde kalmasından bıktım. Ağlayarak şarkı söylemek hoş mu ?
Bu konuda kimse Thom Yorke ile yarışamaz. Hissettirdikleri farklı oluyor gerçekten. Eğer olay sadece ağır metal bir havanın arkasında gür ve doyuran bir ses duymaksa, herkes benimle dalga geçebilir çünkü bu melodiyi kaldıramadığım zaman çok oluyor.
Hiç kimseye kızmıyor ya da kinaye yapmıyorum burda. Hiçbir şey değil amacım, rahatlamaktan gayrı. Biri gülerken diğeri ağladığında gülen onu sarsaydı keşke. Sarmaya çalıştım ama herkesin içinde olması gereken bir şey bu. Hem olmayadabilirdi, yanlış zaman, yanlış yer, yanlış sözlerle. Belki anlatamadım. Ama canımı sıkan birşey var, paylaşayım son olarak. -sayın seyirciler.-
Ben içkiden, içenden bıkmışım, gelip bana içicek misin derseniz köpürürüm. İçkinin de içenin de...

25 Aralık 2009 Cuma

Orada, orada.

Uzaklardasin; ondan, orada'dan uzaklarda.

Artık bir ezgi değilsin kafamda. Değiller.

Gözlerimin içine bak, gerçeği söylediğimi anlamanın tek yolu bu.

23 Aralık 2009 Çarşamba

durmaksızın

beni küçük bir kasabadaki pembe panjurlu bir eve götürsen,
orda sarılabilsek,
yüksek sesle müzik dinleyip, sözleri tam olarak bilmesek bile bağıra bağıra söylemeye çalışsak,
ama bunların hepsi hoşuna gitse.
mızıkçılık yapmasan bir kere.
sonra karnımız acıksa,
yemek yapmaya çalışsak ve yapamasak,
sonra açlık geçse.
sonra dansa kaldırsan beni,
bir baksak gece olsa, yıldızlar düşse semalardan, dilek tutsak.
birbirimize söylemesek,
dünyanın en güzel filmini izlesek senle ama bitirmesek,
her güzel şeyin bir sonu olmasa yani.
dünyanın en hoş manzarasını görsek birlikte, bir resim yap deseler o gelse gözümüze.
hiç uyumasak.


24 saat yaşasak seninle, durmaksızın.

16 Aralık 2009 Çarşamba

dı,dı,dıdım,dı,dım, dı,dım

Dertlenince anasını satıyım, çok uzun bloglar yazabiliyorum. Ama şuanda olduğu gibi ruh halimin olmadığı durumlarda çok daha hoş, sakin, okşanası bir tipim. İçimde çok evcimenim, aslında.

İyi

Daha iyi olabilirdim, olmalıyım, olacağım. Kesinlikle.

Patates Kızartması

Ağzım yanıyor !
O nasıl bi patates kızartmasıydı, acılı ketçapla birlikte.

11 Aralık 2009 Cuma

Huh hu

Aynı melodi.


Beni ordan oraya götür.


Sakin ol.


Da-da-da-dam dıd-dı-dı-dı-dı-dı....

8 Aralık 2009 Salı

Yok

Hayat zor. Hiçbir şey yazasım yok -sayın seyirciler!-

5 Aralık 2009 Cumartesi

Kırmızı Ayakkabı

Öyle şeyler söyleyebilmek isterdim ki, her kelimesi seni çeksin saklasın bir yerlerde.
Öyle şeyler gösterebilmek isterdim ki, rüzgar olmak isterdim ki eseyim etrafında.
Rüzgara karşı uçmaya çalıştım,
gözlerim kapalı seni aradım. Öyle bir ilaç bulabilmek isterdim ki, kurtulabilmek
aşka dair bıraktığın korkulardan ama yaram çok derin.
Bıçakla keser gibi kesip atabilmek bütün her şeyi
kesebiliyorsan ruhumu, dene; duygularımı, yüreğimi..
Çocukken sahip olduğum kırmızı rugan ayakkabılar,
onlar da senin gibi çok tatlıydılar ama; canımı yakardılar, acıtırdılar.

3 Aralık 2009 Perşembe

Aşırı duygusal

He'll give you breathing holes.Then, you will seem happy.You'll wallow in your shit.Then, you'll think you're happy.

2 Aralık 2009 Çarşamba

Güzel

Yollarda şarkı söylerim ben. İçimden. Kimse duymaz. Duymasın..

Salına salına yürürüm, sesli sesli konuşur. Sessiz bağırırım. Sevsinler beni o zaman.

Takıl Bizimle.

Bizimle takıl çünkü 2 senedir bu kadar eğlenmedim kız milletiyle, okulda. O yüzden bizle takıl lütfen. Lütfen demem herkese. Bil bunu!