Evet, ben de şaşırıyorum kendime gerilere baktığımda.
Alışkanlıklardan arınmak oldukça zordur.
31 Temmuz 2011 Pazar
28 Temmuz 2011 Perşembe
makarnalı yazı
Görkem ablaya selam sayınizleyiciler.
Ertesi günün ilk saatlerinde makarnamızı yedik -acı turşu yemiyorum ısrarla, çeşitli sindirim problemleri dolayısıyla- makarna çohoştu, teşekkürler Görkem Abla.
Teyzem uzatmalısıyla sohbetlerde, klişe muhabbetlerini yapmaktalar, işin gerçeği bu olayın herhangi bir sonu yok ve bence herkes bunun farkında.
Saati tam olarak bilmiyorum ama tahminimce 9a doğruydu, dama çıktık. Buna devam edeceğim bir dakika
BUGÜN ALLAHIN KAHRETTİĞİ BİR GÜNDÜ. O KADAR SICAKTI Kİ, SABAHLEYİN TEYZEM BENİ EVDE ERİMİŞ HALDE BULDU, DOLABA KOYDU. SOĞUDUM VE KIVAMA GELDİM. deprem beklentimiz var kgjldgh
Devam ediyorum,
Damdaydık saat 2.30a kadar, benim yaram olan aynı zamanda dam popülasyonunun çoğunlukla yarası olan bir konudan bahsettik. Bazı değişmezler, affedilmezler, unutulmaz acılar ve buhranlardan... Kendimden parçalar bulmadım değil.
Aslında ben kendimle, üzüntümle dalga geçtim çoğunlukla. Yaşadıklarımı ister istemez Hatice ablayla ya da Erhan abiyle kıyasladım. Onlara ayıp çünkü. Ama aynı zamanda onların anlattıklarıyla anladım ki ben hiçbir zaman onların yarısı kadar güçlü olamadım, belki de olamayacağım.
Umarım her şeyi düzeltebiliriz.
Umarım.
Görüşürüz kaşarlar.
26 Temmuz 2011 Salı
bulgurlu yazı
uyumak imkansız, saat 12den sonra yenen yemeğin cezasını çekiyoruz her birimiz şu an. ilk kez demek istiyorum ki "dayım haklı" çünkü adam cin gibi hiçbir şey sürmedi ağzına, birasını içti yattı.
karnım o kadar fena ki, yarın sabah kahvaltı falan yapmayacağım, zaten sabah oldu yani. çok tokum sağolun.
biraz önce kusmayı denedim, yok olmadı. kussam her şey düzelecek zaten..
ha bu arada,buraya geldiğimden beri Harry Potter konusunda da bayağı yavaşladım. ama dönüş yoluna çıkmadan önce bitireceğim, 400 sayfam var sadece. -hala 5. kitaptayım, zümrüdüanka yoldaşlığı-
günün en güzel saatlerinin başlamasına 5 dakika var. azıcık uyumaya çalışayım ben..
not: büyük harf yapamadım, bi de yazıdaki hataları falan mazur görün, karanlıkta kalvyeyi pek göremiyorum, geri dönüp d e şeapamadım.
23 Temmuz 2011 Cumartesi
27 yaş laneti


Çok yakın bir akrabamı kaybetmişim gibiyim. Beynimden vuruldum galiba. Böyle bir şeyin olması imkansızdı. Gerçekten olamaz.
Ben Kurt için her Nisan 4 mum yakarım bi tane. MTV Unplugged Nirvana'yı izlerim ölümüne, konuşmalar beynimin içinden çıkar, ağzıma doğru gelir. Dilim sayesinde de serbest kalırlar her Nisan 4ü.
En nefret ettiğim gün. Cumartesi. ve 23 temmuzlar artık benim için -4 nisanlar- bitik. Amy için bir bira içeceğim bugün. Onu, onun hoşuna gidecek şekilde uğurlamak istiyorum belki de.
Amy'nin bir yerlerde bana çok kızgın olduğuna eminim maalesef. Blogumda onu bu kadar önemseyen biri olarak ona bir köşe ayırmamış olmam bile yüz kızartıcı. Hemen bu olayın halledileceğinden emin olabilirsin Amy.
Soyadındaki manidarlığı bile seviyorum.
Duvarımda "tedavi olmak istemiyor!!!" diyerek senden bahseden bir köşe yazısı bile var.
Gittiğin için mutlu olduğuna şüphem yok. Oradakilere de harika şarkılar söyle, sakın stilini değiştirme. Oraya geldiğimde senin konserine geleceğim ve ben bıraktığım gibi bulmak isteyenlerdenim.
You go back to black.
20 Temmuz 2011 Çarşamba
ah şu inanç meseleleri
İnsanlar birlikte sohbet ederken inanç meselelerinden bahsediyorlar mesela, birbirlerine olağanüstü olaylarını anlatıyorlar falan -annem de yapıyor bunu- ne kadar hoş buluyorum onları anlatamam gerçekten. Başımdan bazı şeyler geçiyordur muhakkak ama pek olağanüstüye vurmuyorum olayı unutuyorum gidiyor. Keşke bana da "hızır" yetişse ara sıra.
Benim Allaha yakınmamı sağlayan olaylar günün en sevmediğim saatlerinde olur. Allahım bana yardım et derim çoğunlukla. Kabus görürüm -muhtemelen aynı heriftir o- çünkü karanlıktan korkarım. Bütün negatif enerjiler karanlıkta açığa çıkar bence, uyumak korkutucudur çoğu zaman.
Benim Allaha yakınmamı sağlayan olaylar günün en sevmediğim saatlerinde olur. Allahım bana yardım et derim çoğunlukla. Kabus görürüm -muhtemelen aynı heriftir o- çünkü karanlıktan korkarım. Bütün negatif enerjiler karanlıkta açığa çıkar bence, uyumak korkutucudur çoğu zaman.
Günün en sevdiğim saatleri en sevmediklerimin arkasından koşarak gelir.
En sevmediğim saatlerde uyumuyorum işte bu aralar.
Boşversene.
Hadi görüşürüz gene.
16 Temmuz 2011 Cumartesi
bazı şeyler hiç mi hiç değişmez
Hatice ablamın şiddetle önerdiği koyu yeşil ojelerle yazıyorum sayınbenimhüzünlüorospularım. Niyetim usturuplu bir beyaz oje sürmekti. Çıktım yukarıya, "bence yeşil, yeşil diyorum yeşil" diyerek kandırıldım. Ama mutluyum, ben görmemiştim yeşilin bu tonunda bir oje, görsem kesinlikle alırdım çünkü gjhjgh
Değişmeyen düşüncelerle bahsettiğim anneannemin ben ve kuzenciğim Pınar kıyaslaması. Ne olursa olsun Pınar daha başarılı ve birçok konuda daha iyi onun için. Buna alınmıyorum ya da bozmuyo beni, sadece komiğime gidiyor. Kimse ve ben de dahil olmak üzere onu tam tersine ikna etmeye çalışmıyoruz. Dayımın "Pelin kazanır iyi bir yerleri kesin!!!birbir." dediğini annem salonda söyleyince anneannem "Pınar daha iyi değil mi kızım!?" dedi.Canım benim yahu, severler onu. İnsanı iyi hissetirmeyi çok iyi biliyor. fkgjfdjg
Not: Bu aralar pop R&B falan dinliyorum. Haber vermek istedim.
Saygılar.
Değişmeyen düşüncelerle bahsettiğim anneannemin ben ve kuzenciğim Pınar kıyaslaması. Ne olursa olsun Pınar daha başarılı ve birçok konuda daha iyi onun için. Buna alınmıyorum ya da bozmuyo beni, sadece komiğime gidiyor. Kimse ve ben de dahil olmak üzere onu tam tersine ikna etmeye çalışmıyoruz. Dayımın "Pelin kazanır iyi bir yerleri kesin!!!birbir." dediğini annem salonda söyleyince anneannem "Pınar daha iyi değil mi kızım!?" dedi.Canım benim yahu, severler onu. İnsanı iyi hissetirmeyi çok iyi biliyor. fkgjfdjg
Not: Bu aralar pop R&B falan dinliyorum. Haber vermek istedim.
Saygılar.
15 Temmuz 2011 Cuma
god put a smile upon my face
Adıyamanda ilk sabah...
Yorgunluk, çöl sıcağı ve cici pembe duvarlı bir ev. Dedikodular diz boyu. Ama hepsi ayrı bir üzücü bu sefer. Çünkü dayımın karısı, onun annesi ve kız kardeşi insanın sinirlerini bozmak, saçma ve sıçtığımın fikirlerini empoze etme derdinde olan, şizofrenler. Ve bence onlar artık insanların tahammül sınırlarını aşmışlar. Bence onları idare etmek gibi bir işkenceyi kendilerine yapan Kurupınarlara Yüce Yaratıcım sabır ve sıhhat versin.
Ağızlarına bile sıçmam ben onların.
Neyse bu konuyu bırakalım.
Sonunda amacıma ulaşmanın hoşluğu içindeyim. Buraya geldik, mutluyuz. Tatil yapmaktayız.-56 kiloyum. Kilo muhabbeti yaptığım an Metehan'ın tepkisi "aaay ben de çok kilo aldım, diet yapıcıııım!!" Mesajda bile yakışmıyor lan kgjhkgdjh-
Tatil daha tam anlamıyla yerleşmedi her birimize ama daha insaaaaf, bugün 2.gün.
Bu şarkıyla yazmak...
Canım uzun bir şeyler yazmak istemiyor. Zaten cümlem de bitti.
Gidiyom ben, lahmacun yiyiiiim gkjhgkhj
Harry Potter and the Order of Phoenix'i okuyorum. -5.-
Çok olay biriktirip gelmeyi planlıyorum buraya. Beyin ütülemek güzeldir de çok güzel yaa...
Yorgunluk, çöl sıcağı ve cici pembe duvarlı bir ev. Dedikodular diz boyu. Ama hepsi ayrı bir üzücü bu sefer. Çünkü dayımın karısı, onun annesi ve kız kardeşi insanın sinirlerini bozmak, saçma ve sıçtığımın fikirlerini empoze etme derdinde olan, şizofrenler. Ve bence onlar artık insanların tahammül sınırlarını aşmışlar. Bence onları idare etmek gibi bir işkenceyi kendilerine yapan Kurupınarlara Yüce Yaratıcım sabır ve sıhhat versin.
Ağızlarına bile sıçmam ben onların.
Neyse bu konuyu bırakalım.
Sonunda amacıma ulaşmanın hoşluğu içindeyim. Buraya geldik, mutluyuz. Tatil yapmaktayız.-56 kiloyum. Kilo muhabbeti yaptığım an Metehan'ın tepkisi "aaay ben de çok kilo aldım, diet yapıcıııım!!" Mesajda bile yakışmıyor lan kgjhkgdjh-
Tatil daha tam anlamıyla yerleşmedi her birimize ama daha insaaaaf, bugün 2.gün.
Bu şarkıyla yazmak...
Canım uzun bir şeyler yazmak istemiyor. Zaten cümlem de bitti.
Gidiyom ben, lahmacun yiyiiiim gkjhgkhj
Harry Potter and the Order of Phoenix'i okuyorum. -5.-
Çok olay biriktirip gelmeyi planlıyorum buraya. Beyin ütülemek güzeldir de çok güzel yaa...
10 Temmuz 2011 Pazar
Avada Kedavra!
Başlıktan da anlaşıldığı üzere şu sıralar hayatımın merkezinde Harry Potter var. 4. kitaptayım -aynı anda filmleri de izliyorum.- "Harry Potter and the Goblet of Fire" ve hiç olmadığım kadar heyecanlıyım. Çünkü küçükken -yani daha ilk filmler yapıldığı sıralar- ilk 3 filmi izlemiştim. Hatta "Azkaban Tutsağı"nın evde cdsi var o günlerden kalma. Bu da demek oluyor ki hikayeyi aşağı yukarı biliyordum. Ama 4. filmi izlemediğim için şu an çıldırmak üzereyim. Neredeyse üniversite sınavına hazırlanması gereken biri olduğumu unutup bütün günümü onu okumaya ve izlemeye ayıracağım.
Semoş şaşkınlıkla bu olayları seyretmekte -duvarıma son filmin afişini dün astım!!!- çünkü bugüne kadar (annem Harry'i "uyduruk" olarak nitelendiriyor.) Dünya klasikleridir, düşünce yazılarıdır, denemelerdir kaptırdığım için bundan sıkılıp bırakacağımı düşünmüştü. Aslında içimde bir yerde ben de böyle düşünüyordum, görünen o ki büyücü olmak isteyen doğa üstü bir yaratık içimde bir yerde gizleniyormuş oysa...
Hala ilk bahsettiğim kadar sıkılmış durumdayım İstanbul'dan. Bir an önce gitsek diye annemin gözünün içine bakıyorum. Paramız olursa gideriz dediydi en son. Umarım olur bu hafta da gidebiliriz artık.
Şimdi gidip Elektrik çözeyim biraz, lazım olur.
4 Temmuz 2011 Pazartesi
gitsem mi gitmesem mi?
4 gün kaldı sporun bitmesine yarın gidip gitmeyeceğim konusunda kararsızım. Yardımlarınızı bekliyorum.
Spor başladığından beri kavradığım gerçeği paylaşmak isterim sizinle, sporda ne kadar terlersem o kadar mesut oluyorum. Terlemek iğrençtir hem fikiriz ama spor salonunda terlemek dünyanın en muhteşem işlerinden biri gibi geliyor. Mutlu oluyorum, efor sarfettiğimi gözlerimle görmüş olduğum içindir muhtemelen.
"Pelin çok kilo vermiş!!!" "Çok çirkin olmuşsun teyzem ya, kilo al döverim seni" gibisinden aramalar oldu Adıyaman'dan İstanbul'a..-çirkin olmuşsun ne ya, bu kadar açık sözlü olma kızım.- Bir de bu aralar reçel çok yiyorum, reçeli kesmem lazım. (kayısı reçeli şu an favori, ilerleyen dakikalarda vişne reçeli olacak.) Çok istikrarsızım bu kilo konusunda. Bir düzene gireydi, iyiydi.
Hadi gidiyim de akşam yemeği yiyim.
Not: Acayip sıkıldım lan İstanbul'dan. Herkes bir yerlerde, gitsek bizde. Yolculukları seviyorum. Şimdiye kadar "beni gönderin yea!!" derdim ama teyzem bunu laf arasında söyleyince babam "kusra bakmasın" dedi. Çok ayıp etti o an. Birlikte gidersek gideceğiz artık, ama bütün yazı İstanbul'da geçirmeyelim de ne olursa olsun.
Spor başladığından beri kavradığım gerçeği paylaşmak isterim sizinle, sporda ne kadar terlersem o kadar mesut oluyorum. Terlemek iğrençtir hem fikiriz ama spor salonunda terlemek dünyanın en muhteşem işlerinden biri gibi geliyor. Mutlu oluyorum, efor sarfettiğimi gözlerimle görmüş olduğum içindir muhtemelen.
"Pelin çok kilo vermiş!!!" "Çok çirkin olmuşsun teyzem ya, kilo al döverim seni" gibisinden aramalar oldu Adıyaman'dan İstanbul'a..-çirkin olmuşsun ne ya, bu kadar açık sözlü olma kızım.- Bir de bu aralar reçel çok yiyorum, reçeli kesmem lazım. (kayısı reçeli şu an favori, ilerleyen dakikalarda vişne reçeli olacak.) Çok istikrarsızım bu kilo konusunda. Bir düzene gireydi, iyiydi.
Hadi gidiyim de akşam yemeği yiyim.
Not: Acayip sıkıldım lan İstanbul'dan. Herkes bir yerlerde, gitsek bizde. Yolculukları seviyorum. Şimdiye kadar "beni gönderin yea!!" derdim ama teyzem bunu laf arasında söyleyince babam "kusra bakmasın" dedi. Çok ayıp etti o an. Birlikte gidersek gideceğiz artık, ama bütün yazı İstanbul'da geçirmeyelim de ne olursa olsun.
2 Temmuz 2011 Cumartesi
ağırlık çöktü
bugün güneşsiz uyandım, iğrenç bir gün olacağı belliydi. gidiyor zaten. her şarkı beddua gibi geliyor, sadece 20 güncük olmayacak ama kolum, bacağım gibi bir şey oldu kaşar. seviyorum onu; kendinizden başka bir insanı ne kadar çok sevebileceğinizi düşünün, işte o kadar.
iyi yolculuklar.
iyi yolculuklar.
1 Temmuz 2011 Cuma
her şeyden aynı anda bahseden yazı
Ah merhaba, ben geldim. Tamamen Metehan'a fırlatıyorum bu yazıyı. Metehancığım seni ben, çiçeklerden yemişten, sarı saçlı bebekten -bebek olmayabilir bu arada atıyorum ben- canımdan çok severim.
Pazar günü Burcucan İrlanda'ya gidiyor. Ben burada sik gibi ne bok yiyeceğim keşke bilseydim. Birlikte tuvalete gitmediğimiz kaldı. -gitmiş de olabiliriz bilmiyorum.- Bugün spora ilk kez yalnız gittim, nasıl fenaydı. 2-2.5 saat boyunca ağzınızdan çıkan kelimeler, küçük kelimeler. "merhaba" "kolay gelsin" "görüşürüz" "evet" bunlar işte. Bu kadar az konuşmaya alışık değilim ben. Çok konuşuyorum diye kaç kere azar yedim ben teyzemden bilir misin Yaradan?
Eve 1 saat kadar önce geldim. Burcucan beni akşam yemeğe davet etti, annesi harika bir şeyler yapmış. "MANTAR DOLMASI" harikalığını içimde hissediyorum. Yemekten kalktık, odadayız; Burcucan sigarasını tüttürmüş efenim gittim mutfağa, kucağıma aldım mantar dolması dolu altın tabağı, yiyorum utanmadan sıkılmadan... O kadar dehşetli baktı ki Burcucan "ayıramazsın beni Burcu bu mantarlardan!!!11bir." "eve götür birazını" "bu hazineyi Baranla paylaşmak istemiyorum!!!111birbir." "tamam ye tamam kdjgnkşsghgh" "1,2,3,4,...,19 tane var 1 tane daha yiyim ablana kalsın, ayıp" "19unu da ye dicem ama yerinden kalkamazsın dghjgjhj" gibi bir diyalog da yaşadık.
Gidiyor ya benim kızıl kaşarım.
Gidiyor ya benim kızıl kaşarım.
Kızıl demişken saçlarını boyadım, güzel açılmış, tam kırmızı olmuş dipler. Aferin bana, sihirli parmaklar!1
Diyeceğim o ki, Baran'ın doğum günü için mozaik yaptım. (çok da iyi oldu, çok da güzel oldu toam mı?) O gün bozuldu benim 3 haftalık diyet. Ama bugün bahanelerim bitti. Burcucan'ın yemek de geçti, doğum günü de geçti. Her şey geçti. Tekrar diyetteyim şu andan itibaren. 1 hafta kaldı sporun bitmesine de. 2 kilo kaldı hallolacak.
Başka neyden bahsediyim?
Ha buldum.
Bu aralar önereceğim film"Little Miss Sunshine" olacak. Dün gece kardeşimle koptuk, ben kendimden bir şeyler de buldum açıkcası. İzlediğim tatlı filmlerdendir küçükgünışığım.
Bu aralar önereceğim film"Little Miss Sunshine" olacak. Dün gece kardeşimle koptuk, ben kendimden bir şeyler de buldum açıkcası. İzlediğim tatlı filmlerdendir küçükgünışığım.
2 gün önce sanırsam Burcucanla bir tartışma yaşadık ama gerçekten bahsetmek bile istemiyorum. Halledeceğiz bu problemleri çok az kaldı.
Ha bir daha buldum.
Hepinizin bildiği gibi ben rüya görmüyorum, yani hatırlamıyorum. Sadece kabuslarımı hatırladığım için rüyafobikli bir insan oldum. Rüya görmekten hoşlanmıyorum, isterse güzel olsun. Güzellik de boğar boğmaz mı? Neyse işte, şunu tespit ettim ki her kabusumda aynı adamı görüyorum. Belirli çizgileri yok adamın, siyah dalgalı saçları var, siyah deri ceketi var sanırım. 1.80lerde. -oha adama aşık oldum şu an, korkmuyorum resmen hayal ediyorum herifi.- Şaka maka, her seferinde kaçıyorum bu adamdan. Ve şundan eminim, ben gördüm bu adamı gerçek hayatta. Karşıma tekrar çıkarsa başıma bir iş gelicek sanırım. Ürperiyorum.
Bütün gün hava sikim gibiydi. Böyle sıkıcı, götelek, yağmak isteyen, nemli, kısacası iğrenç bir hava. "Ne yağmuru be!" dersiniz siz İstanbullular siz bu duruma işte ben o İstanbulluydum bugün ve terlikle çıktım dışarıya. Akşam dönerken yağmur yağıyordu ve bende terlik vardı. Beşiktaş bu görüntüye hazır değildi, bir ben var benden içeri öyle..
Bir de başıma ".." tribi eklendi. Mesajlarımın sonunda sürekli ".." var. 3 değil, 1 hiç değil. 2 nokta. Anlayacağınız sürekli triplerde gibi bir şeyim.
Ha bir de, "Ergenlik; ilkokuldan gerizekalı iki arkadaşınızı görüp, aynı okuldan mezun olup da kanka olduğunuz kızın kendinizmişcesine reklamını yapmanızdır." diyorum.
Yapılacaklar listemde Metehan'a ıslak kek öğretmek var. Her zamanları bebişim.
Ayrıca Metehan yazının çoğu panpam Burcucan hakkında oldu diye şeapma, gidiyor o. Hüzünlüyüm ben.
Ha bir de,
Geçende James Blunt geldi.. Sıradaki yaş dağılımı popülasyonu görünce, "Niye James'e" geldik ki biz?" gibi yanlış bir soru sorduk. Sağolsun James bu soruyu ağzımıza burnumuza tıkıştırdı. Şarkılara daha fazla çalışmış olsaydık çok daha harika olacaktı aslında. Umut Can onu aradığımız için mutlu oldu, yavrucum benim. "sevildiğimi hissettim" dedi. "sevildiğimi hissettim" derken yüzünde : ) (namı diğer: yavşak ifade) vardı. Gelesin yanaklarını sıkasın. Nasuf -tanışamadık bi şu oğlanla!?- dinledi azıcık ucundan. Burcucan'ın ablası Ayça'yı aradık, gürültü sanıp kapattı. Bir de Deniz aradı birini, ama sonu hoş olmadı. Umarım Deniz daha fazla kendine zarar vermez. Üzülüyorum ona da çok ayrı.
Bir adam var, keşke sevgilisi olmasaydı. Ama bir yandan da, yakışmıyorlar değil.
Burcucan'a bugün dedim ki, bana birlikte olduğumuz fotoları yolla. Bakınız yukardalar.. İkinci fotoğrafta ilişkimizin doruklarındayız. 3. fotoğraf "birlikte oduğumuz güzel bir fotoğraf" 4. fotoğraf James'ten önceki hatıra fotoğrafı, tipler biraz nahoş ama bizbizeyiz şurda.
Ben gidiyorum, azıcık Sırlar Odası'nı falan okuyayım. Ah şu Harry de olmasa zaten..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









