24 Mart 2010 Çarşamba

bu bir özür dileme yazısıdır, değerli burcu altuğ'a

Bazı şeylerin artık olmadığının farkındayım. Ama biliyorum bu sorun benden kaynaklı. Sana ayırmadığım, ayıramadığım zamanlar için çok üzgünüm yemin ederim. Kendimi sonsuz mutsuzluklar ve sonsuz rahatsızlıklar içinde hissediyorum. Çünkü, sana anlatmak için biriktirdiğim konular vardı. Ve hepsi öylece kaldı.
Belki önceleri senin de vardı ama sanıyorum ki bıraktın beni. Ama öyleyse bunun suçlusu olduğumun farkındayım.
Dün gece çok ağladım burcu. Sadece bunun için bilesin. Ve tamamen tek başıma ağladım, tek başıma düşündüm. Aklımda olman ve bişey yapılmamasından kaynaklı bir acıydı sanırım.
Eğer benim yerime başka birilerini koyabildiysen, seni gerçekten iyi anlayacağım. Ama bilmelisin ki, sana hiç yalan söylemem zaten, şuan hayatımda iki tane "sen" olabilecek "aday" var. Ama onlarla da günlerime gün, senelerime sene katmalıyım önce. Eğer sen varken senin yanında olabileceklerse, buna hak kazanmalılar.
Sınavlarım var bu hafta full. Cuma günü bitirmiş olucam, o zaman hemen telefonuma sarılıcam ve sana koskaca zamanlar ayırıcam. Umarım benden soğumadın :/
Onlara hala söylediğim bir şey var. Benim en yakın arkadaşım "Burcu"

8 Mart 2010 Pazartesi

bugün hava kum rengi

Tabi ki böyle birkaç durumdan sonra karşınızdakinin size inanması zor olur. Tabi ki. Zaten o yüzden susmuştum hani bunları düşünerek. Haddimi bilmiştim işte bu yüzden, birkaç kere. Açıkcası ben iyi bir veda bekliyordum. Ama artık beklemiyorum. Ayrılmak "inceldiği yerden kopmak" değil, "inceldiği zaman kopmak"la ilgilidir. O zaman olmazsa, bir başka zamana, bambaşka olaylara kalmış demektir.
Şunu söylemek isterim ki sevgili günlük, ya da kendine ne dersen.. Ben gülmeyi çok severim, güldürülmeyi de ancak çok ciddi ve sinirliyimdir. Eğer etrafımda olup biten şeyler beni çok eğlendiriyor olsaydı böyle sinirli, kararlı, bazı prensiplere sahip ciddi birine dönüşmezdim. Gelgelelim bunu sana, bana, bize yaşatmaya hakkım da yok. Karşına geçip benim canım sıkkın demedim, kös kös de oturmadım, canın bişeye mi sıkıldı senin noldu dediğinde sana hemen olup biteni anlattığımı da bilirsin.
Sadece anlamadığım şu var, bana inatçısın diyosun ki, ben tutarlı biriyim ve evet inatçıyım. Sen de öyle. Ama büyük bir farklılığımız var, hep üste çıkan sen oluyosun. İnatçılığın başka bir boyutu bu olsa gerek. Bana umrunda değilsin diyip nasıl üste çıkıyosun ? Beni sinirlendirme ya. Ciddiyim nasıl oluyo ? Bu birlikteliğin malı ben miyim ? Bunun bir açıklaması olmadığının farkındasın ve hala haklı olmaya çalışma. Bi dur. Belki bu sefer ben biraz trip atmalı, ben biraz seni süründürmeliyim. Süründürmem de, en azından trip atabilme şansı vermek zorundasın. Zorunda.
Umrunda değilsem, inanmıyosan artık bana, güvenmiyosan da ayrıl işte ? Çok acı verici olmaya başladı ciddiyim. Neşelen diye konuşuyorum, dizilerde aptal kızlar gibi susmadan, yüzüme bakıp da umrumda değilsin, ya da vitrinlere bakıyosun falan. Ne istiyosun benden anlamadım ben seni. Umrunda değilim ama hala birliktesin, hop durdur arabayı bi. Belki de birlikte bile değilsin. Arabayı bi durdur. Ciddiyim.