31 Ekim 2010 Pazar

şimdi gelelim fasulyenin faydalarına...

Bi film izlerken, filmin acıklılığını bahane olarak görüp ağladım, ağladım, ağladım. Ağlamamamın sebebi lanet bağırışlardı bu kez. Çünkü ben dayanamıyorum. Lanet beynim, lanet kalbim buna dayanamıyor. İnsanlara katlanamıyorum.
"tatlı tatlı gülen" bi kuzenim var benim, keşke o hep iyi şartlarda olsaydı. Beni hiç tınmayan insanlar için üzülmek istemiyorum. Lanet olsun bana. Bu sene gittiğimizde o kadar çağırmıştım ama gelmemişti hiç. Bize hep uzaktı ama bi bahanesi var onun da "tatlı tatlı gülen" kuzenim o benim...
Lütfen onu biriniz yanınıza alın, kurtarın o bataklıktan.


Sonra bakıyorum, aynı şey bana olsa takmazlardı bile. Lanetler olsun işte o an.

Kardeşimi annemden, babamdan hayatımdaki herkesten daha çok sevmeme rağmen (o da beni sever ama) onun beni böyle sevmediğini biliyorum.Bununla yaşamak hoş değil.

Mehmet:
çalışmıyorum ya ben
of
okulu bırakıcam
(20:55) Pelin:en iyisi
çalışmıyorum diyosun da
nasıl hepsi iyi olm ya
(20:55) Pelin:ne kafa varmış sende
haha
(20:55) Mehmet:of
bana göre yer değil burası
(20:55) Pelin:lanet gelsin buraya zaten
(20:56) Mehmet:dün o kadar gelecek planı yapmıştım
(20:56) Pelin:nedir?
(20:56) Mehmet:peh boşver
okulu bırakmam lazım
(20:57) Pelin:sınıf yükseldiğime neden sevindim biliyo musun
ya da bunu neden umursadım
(20:57) Mehmet:neden
(20:57) Pelin:annemler uyuzluk yapmıştı
yoksa
saçma işler
sınıf düşmek çıkmak
anlamsız
spor yapmak
müzik dinlemek
müzikle uğraşmak
(20:57) Pelin:neblim
resim yapmak
bu tarz şeylerle dolu olmak isterdim
(20:58) Mehmet:ben oldum
okul çok saçma artık
(20:58) Pelin:saçma evet
kesinlikle saçma
film izlemek sinemaya gitmek
gülmek eğlenmek falan varken
(20:59) Pelin:gerçekten abuk subuk şeylerle uğraşıyoruz
annemler
sınıf yükseldim diye çıldırdı falan
nefretim geliyo
(20:59) Pelin:canımı sıkıyolar

İşte son durumlar bu yönde. Bu boşluktan kurtulmak lazım...

4 Ekim 2010 Pazartesi

Tomorrow comes today

Öncelikli olarak sizi güneşin doğuşuyla karşılamak istiyorum. Sonunda devletin 3 aydır cevaplamakta zorlandığı (yoksa yapmadığı mı diyelim?) kağıt geldi. Babam ciddi ciddi emekli bi adam oldu. Birdahaki ay alacak ilk aylığını. Çok mutluydum o günler. Ama şuan mutsuz ve hayal kırıklığına uğramış durumdayım birçok yönden.
Hayatım ironilerle dolu, canımı çok sıkmaya başladı. Artık ders çalışmak konusunda büyük çekincelerim var çünkü çalıştıkça düşüyorum. Yazın tatilde hiç çalışmamışken girdiğim sınavda 9 sınıftan 2.sine düşmüştüm. Azcık süre sonra azcık daha çalıştım, 3. sınıfa düştüm. Bu seferkinde tekrar 2ye çıkıyım diye deli gibi çalıştım (ki burdan anlaşılıyo ki kafamı sikmişim, içine sıçmışım, iyice bulanmış o beyin) şimdi 2yi 3ü bırakın 4. sınıftayım. Henüz babama iletilmedi haber ama ben biyerde yanlış olduğunun kesinlikle farkındayım. Çalıştıkça başarısız olunmaz genelde.
Genelde insanlar çalıştıklarında başarıları artar.
Benim düşüyor.
İlginç.
Ben ilgincim.
Artık "kafamı becerme" etkinliğini yapmamaya karar verdim.
Moralim o kadar kötü ki, o kadar kötü ki. Diyodum ki hiç olmadı sınıfımda kalırım. Benim yanımda oturup sınavı falan hiç tınmadan dayısının düğününe falan giden kız arkadaşım Gözde sınıfında kaldı, ben kastığım halde ben düştüm.
Allah belamı falan mı verdi?
Ya da Özge çok pis beddua ediyo bana?
Olsun. Az çalışma çok başarı bekliyorum artık kendimden.
Yarın bir de gidip rehberlikçime "Hoca, hoca sen soruyu dayıyosun ama ben sıçıp batırıyorum, nayak?" diyeceğim...