6 Ekim 2011 Perşembe

yoldayken kurulan cümleler daha güzel

Merhaba,
Blogu çok özledim. Pardon, bi dakika. Yanlış oldu.
Kendi iç sesimi çok özledim.
Evet.
Kendi kendime konuşmaktan sıkıldım. Bugün sondu artık, iç sesim beni rahatsız etmeye başladı. Burcuylaydım gene biraz önce. Kahküllerimi şekle şemale sokturdum. Sonra her Türk insanı gibi Burcuların evinin önünde lafa daldık. Gene kafasında işleri büyütmüştü, canını sıkmıştı garibim. Onu dinledim, ona rasyonel cevaplar verdim. Ben bunu hep yapıyorum.
Ayrıldık işte, eve döndüm falan..
Yazının teması, hayatın ve ilişkilerin basitliği. Bu basitliği görmeyişimiz ve bunun bize hiç yetmeyişi. Sıkılganlığımız ve karmaşıklaştırmamız.
Burcu kendini motive eden birine bağlı ama her şey geçer. Her tat geçici. Herkes eninde sonunda sıkar ve yorar ve kırar. Çok seversen bile eninde sonunda kırarsın.
Bu tarz genellemelerle bu kadar yüzleşmiş olmam beni soğuk biri haline getiriyo ve bunun farkındayım. Ama düzeltmek için bir şey yapmak istemiyorum. 4 kişilik ailemiz içinde yaşadığım şaşırtıcı sıkıntılar "bunlar bile böyle yapıyorsa..." dedirtti, House sayesinde herkesin yalan söyleceğiyle yüzleştim, kan bağım bulunan insanlar bana "Allahım nerden düştüm ben bunların arasına?" dedirtti. Ruhsal anlamda birine de bağlı değilim uzun zamandır. Elimde pek bir şey yok. Ve umarsızım.
Gerçek hayata dönersem eğğğer;
Okulu seviyorum, dersanede kusmak istediğim için söylüyorum galiba bunu. Rahatsız olduğum ve ciddi ciddi komik bulduğum bir şey var. Sınıfın bir ucunda oturan Mehmet ve Kerem'e "günaydın!" demek bile yasak sanki. Ama anlayacağınız üzere olay Keremle alakalı değil. Keremle zaten dersanede bile görüşüyoruz. Acaba diyorum Mehmet bu kafadan çıkabilecek mi senenin sonuna kadar? Çünkü ben çok sıkıldığımı farkettim bu kaçak bakışlardan, sınıfın diğer ucundakiler vebalıymış gibi davranmaktan. Sihirli değneğim olsa bunu hemen düzeltirdim.
Hadi gidip ıslak kek yapayım da okulda yiyelim birlikte.
Elinize sağlıklar.

0 yorum:

Yorum Gönder