İsmini vermeme gerek olduğunu düşünmüyorum. Aslında çok güzel cümleler kurmuştum otobüsteyken, nasıl başlayacağımı ne yazacağımı düşünmüştüm. Bir planım vardı yani ama her zamanki gibi o plan yalan oldu, her zamanki ben.
Ben demişken, mesela mesela... Bakın bahsettiğim kişi yazıyı okursa hemen kavrayacaktır kendinden bahsedildiğini.
Sayın çikletseverler bilemiyorum etrafınızda böyle insanlar oldu mu? Ama eminim süper cool olmanın yakınından geçmiş ya da kitabını yazmış kişiler tanımışsınızdır. Bu da öyle biri. Böyle söyleyince itici geldi ama kendisi öyle davranınca bize hiç de itici gelmiyor.
Hakkında bir şey söylemek gerekirse eğer, bence bir insan bu kadar soğukkanlı veya olgun davranıyorsa bu onu insanlarla olan ilişkilerinde çok seviyeli ve gizli bir duvara sahip birine dönüştürür. Uzun lafın kısası böyle davranmak her zaman zor ve yorucu değil midir?
Başka bir açıdan yaklaşıyorum. Mesela biz kendi aramızda her olaydan sonra "Acaba naptı? Ay ona da ayıralım!!" gibi şeyler söyleriz. O da söyler zaten ama bunlar işin daha çok yüzeysel olanı. Ben olumsuz bir olay tecrübe ettiğimizde -yine yaşlandım- direk düşünürüm onu. "Acaba ne dedi? Ne oldu acaba?" yaparım iç sesimle. Ama hep merak etmişimdir o herhangi birimiz için ne düşünüyordur. Hani bir şeyi ararken hiç de gözünüzün önündeki şeyler dikkatinizi çekmez, daha uzaklara ya da karışık yerlere bakarsınız. İşte ben de onun hakkında hep böyle düşünmüşümdür, her zaman gözümüzün önünde ama sanki hep saklanıyor.
Canım, ciğerim dediği herkes -hemen hemen- bilir Pelin'i. Pelin kolay alınmaz, Pelin çabucak güler. İnsanlara koca bir ağız dolusu gülücükle "Merhaba!" der. Çalışır, didinir çünkü ulaşması gereken bir hedefi vardır. Hayalleri vardır, çok uçarı şeyler değil ama hepsi yapılması zor olan şeylerdir. Pelin sesini bazen kontrol edemez, Pelin'in evde çok canı sıkılır. Tırnakları uzundur, dinsiz ama Allahlıdır. Pelin böyle kolay ve heyecansızdır ama bahsettiğim kişi karakterini saklıyor olmasıyla çoğumuzda merak uyandırır. Bilmek isteriz. O güleçtir falan ama pek fazla bilemez kimse onun neye üzüldüğünü, canını sıkan bir şeyin olup olmadığını.
Sonra, onun o hafif egoist tavırları da kimseyi rahatsız etmez. Sebebini hiçbirimizin bildiğini de sanmıyorum. Tek bildiğim şey onun bu konuda "şekeri tam da olması gerektiği gibi olan bir kek, kararlı bir kek" olduğudur.
Bunların hepsini düşündüm ve sonra farkına vardım ki ben aslında onu merak etmiyorum. İçimde hafif bir burukluk var çünkü onu tanımadığımı düşünüyorum. İsterdim ki benim ona kendimi açabildiğim gibi o da bana anlatsın kendini. Ama sanırım onu gerçekten tanıyan bir kişi, en en en fazlası iki kişidir. Muhtemelen ben de tanımayan çoğunluktanım.
Tamam şimdi buraya
havanın turuncudan maviye doğru giden senfosine yaraşan bir şarkı gelsin.
Görüşürüz gene.