29 Nisan 2012 Pazar

küfürlü yazmayayım diyorum ama,

bu şarkı tam bir oro...
mahvetti gene beni.
zaten kimi mahvetmedi ki?
kime dinletsem mahvetti.
o yüzden ben de çok kişiye söylemedim.
onları da mahvetmesin diye.
gerçekten mahvolmaya hazır olanlara söyledim.
bu şarkıyı aynı anda keşfettiğim insan da çok fazla kişiye önermemiştir muhtemelen.

muhtemelen.
argun intihar mı edecek yahu, noldu...
"her şey için özür dilerim."
"ne yaptı la bu bana?" dedim. tam bir adıyaman şivesiyle.
bir şey yapıldıysa ben yapmışımdır ki dedim.
alt tarafı uyuyormuş.
tam bir trajediyim.

innocence and arrogance entwined,
in the filthiest of minds.
...
a face in the crowd she's not.
and i suspect that now forever the shape 
she came to escape 
is forgot.
 

26 Nisan 2012 Perşembe

şu hayatta cool oluşumu bozan 3 şey

Birincisi, babamla aramızdaki olaylar. İstisnasız üzülüp, kafama taktıklarım listesinin başındadır. Daha fazla beni üzebilecek bir şey  var mı bilemiyorum.
İkinci, adını vermek istemediğim bir izleyicidir. Nasıl bu kadar çok hayatımda olup da bu kadar canımı sıkıyor, beni gıcık ediyor anlamıyorum.
Üçüncüsü, hayatımın bir döneminde ajan olabilme ihtimalimin düşük olmasıdır.
Üçüncü şık biraz sürpriz benim için de ama öyle yani düşündüğümde. Dikkat ettim öyle.

Tekrar söylüyorum bu adam o kadar mantıklı ki. Mantık denen şeyin sahiplerinden biri hatta.
Bu dövmeyi yaptıracağımdan da artık o kadar fena eminim ki, emin ötesiyim.
"Happiness, only real when shared."

I walk into the wild.

19 Nisan 2012 Perşembe


Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın.
Virginia Woolf

ben bu adamla sevişirim işte

Amacım zamanı satın almak. Mülk edinmek gibi bir derdim yok. Mülkiyet hırsızlık gibi bir şey. Sevmiyorum işte. Biz kuşak olarak böyleyiz. Bize sevmeyi, bir şeylere bağlanmayı öğretmediler. O tarafımız gelişmedi. Benim tek bir düşüncem var; çıplak geldim, çıplak gideceğim… Ben dünyanın bir parçasıyım, şurayla ve bedenimle sınırlı değilim. Bir şeyler yanlış gidiyor, birileri acı çekiyor… Ben de çekiyorum aynı acıyı. Altıma son model bir araba çekip, güzel bir ev alınca mutlu mu olacağım yani? Hayır olmam. Aramızda mutlu olanlar varsa zekalarından şüphe ederim, bir de gözlerinden. Çünkü iyi görmüyorlardır.
Nejat İşler

18 Nisan 2012 Çarşamba

Ya yüzümde bir gülümsemeyle kollarınıza koşuyor olsaydım o zaman siz de benim şu anda gördüklerimi görür müydünüz?

Mutluluk, sadece paylaşıldığı zaman gerçektir.

yaptığım şeyden utanmıyorum.

arapça bir dövme yaptırmak istediğim de doğrudur.

14 Nisan 2012 Cumartesi

BAZI ŞARKILAR;

DJARUM GİBİDİR, ARKA ARKAYA YAKMAK İSTERSİNİZ. İÇİNİZE DOLSUN O EZGİ, O SÖZLER DİYE. İŞTE O BAZI ŞARKILAR DJARUM GİBİ ÇOK AĞIRDIR. BİR SÜRE SONRA İÇİNİZ ALAMAZ OLUR.
işte bazen böyle olur.

12 Nisan 2012 Perşembe

pelin çoğu kişiye takılmaz, çoğu olaya takılır

Yuh lan, lise bitti bu kızın egosu ve bizi salak sanması bitmedi. İşte ben zaten adamın kendisine takık değilim. Neye takıldım biliyor musunuz? Aklı sıra bizi salak sanmasına takılıyorum. Bu nasıl bir öksürük ya da astım durumudur. Adam yanımda djarum içti. Öldürün beni. Bana nargile muhabbeti yaptı bu insan. Habersiz parfüm sıktım, "cam açıldı da çok güzel bir koku geldi yaaaa" dedi.
Bunları beyninde yarattığı besbelli, yani bunu anlamak için Sherlock Holmes olmaya gerek yok.
Mesela Argun da herkesten bir şey saklamaya çalışıyor ama çok sırıtıyor. Tüm yakınları farkında hatta. Ama olsun, eğer söylememek istiyorsa bir sebebi var. Bir şey demiyorum. Ama bunu da anladık yani, Sherlock Holmes olmaya gerek yok. Ben de Sherlock Holmes değilim. Ama olabilirim. O ayrı.
Adele de bir sanatçıdır.
Ankara ya da Eskişehir'i tutturayım da başka bir isteğim yok, bir tane daha var ama o biraz komik, biraz ayıp... O yüzden de burada söyleyemeyeceğim.

11 Nisan 2012 Çarşamba

geçen gene eve erken geldim, oturdum boş boş. hiçbir şey yapmadım

lipton demleme ve yanında tırnak bitişiğindeki saçma etleri yolma operasyonu.
benim ruhum sarışın.

5 Nisan 2012 Perşembe

birini gerçek anlamda tanımadığını hissetmenle ilgili

İsmini vermeme gerek olduğunu düşünmüyorum. Aslında çok güzel cümleler kurmuştum otobüsteyken, nasıl başlayacağımı ne yazacağımı düşünmüştüm. Bir planım vardı yani ama her zamanki gibi o plan yalan oldu, her zamanki ben.
Ben demişken, mesela mesela... Bakın bahsettiğim kişi yazıyı okursa hemen kavrayacaktır kendinden bahsedildiğini.
Sayın çikletseverler bilemiyorum etrafınızda böyle insanlar oldu mu? Ama eminim süper cool olmanın yakınından geçmiş ya da kitabını yazmış kişiler tanımışsınızdır. Bu da öyle biri. Böyle söyleyince itici geldi ama kendisi öyle davranınca bize hiç de itici gelmiyor.
Hakkında bir şey söylemek gerekirse eğer, bence bir insan bu kadar soğukkanlı veya olgun davranıyorsa bu onu insanlarla olan ilişkilerinde çok seviyeli ve gizli bir duvara sahip birine dönüştürür. Uzun lafın kısası böyle davranmak her zaman zor ve yorucu değil midir?
Başka bir açıdan yaklaşıyorum. Mesela biz kendi aramızda her olaydan sonra "Acaba naptı? Ay ona da ayıralım!!" gibi şeyler söyleriz. O da söyler zaten ama bunlar işin daha çok yüzeysel olanı. Ben olumsuz bir olay tecrübe ettiğimizde -yine yaşlandım- direk düşünürüm onu. "Acaba ne dedi? Ne oldu acaba?" yaparım iç sesimle. Ama hep merak etmişimdir o herhangi birimiz için ne düşünüyordur. Hani bir şeyi ararken hiç de gözünüzün önündeki şeyler dikkatinizi çekmez, daha uzaklara ya da karışık yerlere bakarsınız. İşte ben de onun hakkında hep böyle düşünmüşümdür, her zaman gözümüzün önünde ama sanki hep saklanıyor.
Canım, ciğerim dediği herkes -hemen hemen- bilir Pelin'i. Pelin kolay alınmaz, Pelin çabucak güler. İnsanlara koca bir ağız dolusu gülücükle "Merhaba!" der. Çalışır, didinir çünkü ulaşması gereken bir hedefi vardır. Hayalleri vardır, çok uçarı şeyler değil ama hepsi yapılması zor olan şeylerdir. Pelin sesini bazen kontrol edemez, Pelin'in evde çok canı sıkılır. Tırnakları uzundur, dinsiz ama Allahlıdır. Pelin böyle kolay ve heyecansızdır ama bahsettiğim kişi karakterini saklıyor olmasıyla çoğumuzda merak uyandırır. Bilmek isteriz. O güleçtir falan ama pek fazla bilemez kimse onun neye üzüldüğünü, canını sıkan bir şeyin olup olmadığını.
Sonra, onun o hafif egoist tavırları da kimseyi rahatsız etmez. Sebebini hiçbirimizin bildiğini de sanmıyorum. Tek bildiğim şey onun bu konuda "şekeri tam da olması gerektiği gibi olan bir kek, kararlı bir kek" olduğudur.

Bunların hepsini düşündüm ve sonra farkına vardım ki ben aslında onu merak etmiyorum. İçimde hafif bir burukluk var çünkü onu tanımadığımı düşünüyorum. İsterdim ki benim ona kendimi açabildiğim gibi o da bana anlatsın kendini. Ama sanırım onu gerçekten tanıyan bir kişi, en en en fazlası iki kişidir. Muhtemelen ben de tanımayan çoğunluktanım.
Tamam şimdi buraya havanın turuncudan maviye doğru giden senfosine yaraşan bir şarkı gelsin.
Görüşürüz gene.

2 Nisan 2012 Pazartesi

dünyadaki en sevimsiz şey, bir çocuğun bir yetişkinle telefonda konuşmasıdır

Sabah senfonisi
Uyanamadım bu sabah, uyanmanın beni hiç hoşuma gitmeyecek olan gerçeklerle yüzyüze getirmesi ihtimali çok korkunçtu.
Dünden beridir annemin sürekli olarak "Önemli olan hazirandaki değil mi? Hem herkes kötü yapmış, niye takılıyosun bu kadar. Üzülme, LYS çalışırsın halledersin sen!" cümlelerini sarf etmesi gerçekten de dünyanın en tatlı şeyiydi. Babamın mükemmeliyetçiliğinden dolayı hiç de memnun olmadığını belli eden ifadesi ve bunun yanında "Aman Pelin amma da yaptın, optiği verdin, üzülmek hiçbir şeyi düzeltmez." bakışları.
Evet, herhangi birine moral verirken hep derim ki "Üzülme boşver, çünkü hiçbir zaman hiçbir şeyi düzeltemeyeksin. Çünkü süper kahramanlar değiliz ve bazen işler maalesef ki bizim dışımızda, bizden apayrı ve başına buyruk." Hala söylediklerimin arkasındayım ama sahip olduğum duygu korku.
Korkuyorum.
Çünkü, sene başından beri ilk kez bir dahaki seneye tekrar hazırlanma fikrini gözden geçirdim.
Midemi bulandırdı.
Tekrar öğrenci gibi davranmak, evde her şeyine karışılmak istenmesi üzerine "bana biraz özel hayat verin" diye bağırmak istemek ama yapamamak, yersiz bir şekilde herkesin birbirinin canını sıkması,dersanedeki geçici ve samimiyetsiz arkadaşlıklar, dersanede birinci sınıfta olmak için kasmak, günde 500 soru çözmek kafasında olmak, daha da yazmak istemediğim tonlarca şey.
Yazınca canım daha çok sıkıldı.
Of.
Hava kararınca olan şeylerle ilgili