Sınıfın şu sıralardaki halinden o kadar memnunum ki, sanki aslında hep böyle olmalıymış ama biz hep hata yapmışız gibi hissediyorum. Umarım hiçbir olay bu durumu zedelemez. Ve her şey mutlu mesut noktalanır.
Kek gününden efsanevi bir başarı elde ettik ve bana göre de efsanevi eğlendik, kaynaştık, seviştik, paylaştık. Her şeyin bu kadar tatlı gitmesi de aslında bir "kuzuların sessizliği" mi acaba lan bu dedirtiyor bazen ama ağzımızı hayra açalım.
Ufak bir mesele kaldı halletmem gereken, aslında benimle tam olarak bağlantısı olmayan ama beni iyi hissettireceğini düşündüğüm bir şey. Yakında o olayı da aradan çıkarırım diye düşünüyorum.
Deniz ve Argun bugün Beşiktaş'a yürürken beni bezdirdi, işin kötü tarafı bazı sözlerini haksız bulduğumu da söyleyemem. Ama ciddi ciddi kararsızım. Bırakılmayacak bir şey olmadığını biliyorum, yaptım çünkü zamanında, olur yani. Hatta acayip para da koyabilirim kenara. Bir yandan da farkmaz diye bakıyorum olaya. Devam ediyorum. Bu cephe biraz karışık anlaşılan o ki.
Matematik ve geometri muhabbetine gelince eğer, fen kısmında o kadar da kötü olmadığım için -fizik sonuçlarım dışında- matematik ve geometriden ödün veriyorum ve zaman kalmayacak diye diğer taraflara yöneliyorum. Gel gelelim, en çok puanı matematik getiriyor. En iyisi matematikte falan daha fazla uğraşmak, boşları en aza indirgemek olacak. Bunun yolu da hızlanmamdan geçiyor tabi ki.
Hacettepe Ezcacılık olsa tadından yenmezdi.
Sia-I go to sleep acayip güzel bir şey ya, mozaik gibi, tıramisu ya da acılı çiğköfte gibi.
Bir de babalar çoğunlukla saçmalar.
Gelirim arada ben.
28 Ekim 2011 Cuma
21 Ekim 2011 Cuma
bencilliğin bu denli lüzumu yok
Sen geçen sene "bu onun son senesi, üstüne çok gidiyosunuz bakın ben de böyleydim!!" diyerek canım ciğerim dediğiniz adamı savunun, gerekirse ananızla babanızla papaz olun gelip böyle çirkefleşsin o da size.
Ben hiçbir zaman kardeşime bu denli gıcık olmamıştım. Hiçbir insandan bu kadar gıcıkmadım ya ben.
Annem herif ders çalışsın, konsantre olsun diye haftada bi izlediği diziden dahi vazgeçsin ama o ergenlik triplerindeymiş ya hani.. Bamyasıyla erkekleniyo ya hani..
Hatta yeter ki o konsantre olsun diye sen git evin en siktiriboktan yerinde ders çalış, her sorduğu soruyu açıklamak için götünü yırt. Ama o gelsin senin son senende hiçbir şeyi iplemesin.
Ben de ona gösteririm işte o zaman. Böyle bencil pislikliğe öyle yapılır. En çok senin beni desteklemen gerekmez miydi lan bu evde?
Hiçbir ev hiçbir üniversite yolcusu için bu kadar sinir bozucu olamaz. Tek istediğim şey burdan siktirip gitmek. Elimden geleni ardıma koymayacağım. Evren istediği kadar ayak diretsin.
Ayrıca bu olaylar sayesinde insanın yediği yemek burnundan geldiği için zayıflamak hiç de zor olmayacak.
Sia - I go to sleep.
I go to sleep.
9 Ekim 2011 Pazar
bunu neden yazıyorum bilmiyorum ama;
Ben Angelina Jolie isimli, Allah katında en üst sıralarda olan şahsiyete aşığım. Düşlüyorum belki de bilmiyorum.
Niye bende biseksüellik var?
Niye bende biseksüellik var?
8 Ekim 2011 Cumartesi
yarın deneme var
Dersanede ne kadar sıkıldığımın çılgın belgesi.
Aslında 5 ders olsa bu duruma gelmezdim. Son ders mala dönüyorum. Dinlemiyorum da üstelik. Okuldaki bazı hocaların da var bu huyu. Konuyu işlemek için verimsiz ve çirkin dersini işlemeye devam ediyor. Tamam anlıyorum, yetiştirmen gerek programı ama nefes aldır gülüm.
Ben "şeftali tonu" diye bahsedilen renkteki bir ruj istiyorum. Bulamadım bir türlü. Hayrına bana alıp gelir misiniz bir tane?
Korkmayın yarınki denemede sınıf değişikliği yok.
Bir de yeni gelişme olan ama aynı zamanda benim için rutin olan bir şey var. Yine diyetteyim. Bu sene herkes kilo alırken ben vereceğim. Buraya da yazdım.
Gidiyim de biyoloji çalışayım, siz de bu şarkıyı dinleyin benimhüzünlüorospularım.
Aslında 5 ders olsa bu duruma gelmezdim. Son ders mala dönüyorum. Dinlemiyorum da üstelik. Okuldaki bazı hocaların da var bu huyu. Konuyu işlemek için verimsiz ve çirkin dersini işlemeye devam ediyor. Tamam anlıyorum, yetiştirmen gerek programı ama nefes aldır gülüm.
Ben "şeftali tonu" diye bahsedilen renkteki bir ruj istiyorum. Bulamadım bir türlü. Hayrına bana alıp gelir misiniz bir tane?
Korkmayın yarınki denemede sınıf değişikliği yok.
Bir de yeni gelişme olan ama aynı zamanda benim için rutin olan bir şey var. Yine diyetteyim. Bu sene herkes kilo alırken ben vereceğim. Buraya da yazdım.
Gidiyim de biyoloji çalışayım, siz de bu şarkıyı dinleyin benimhüzünlüorospularım.
dersaneye gidiyorum
Tam tersini düşünüyorken, tam da fitil olduğum anda evrenin oyununa geldim.
Gelmek istediğim bir oyundu bu tabii ki.
Bir şeylerin hallolmasının verdiği müthiş hafiflikteyim.
Birazdan dersim başlayacak.
Hadi gidiyim de bir sigara yakayım.
Gelmek istediğim bir oyundu bu tabii ki.
Bir şeylerin hallolmasının verdiği müthiş hafiflikteyim.
Birazdan dersim başlayacak.
Hadi gidiyim de bir sigara yakayım.
6 Ekim 2011 Perşembe
yoldayken kurulan cümleler daha güzel
Merhaba,
Blogu çok özledim. Pardon, bi dakika. Yanlış oldu.
Kendi iç sesimi çok özledim.
Evet.
Kendi kendime konuşmaktan sıkıldım. Bugün sondu artık, iç sesim beni rahatsız etmeye başladı. Burcuylaydım gene biraz önce. Kahküllerimi şekle şemale sokturdum. Sonra her Türk insanı gibi Burcuların evinin önünde lafa daldık. Gene kafasında işleri büyütmüştü, canını sıkmıştı garibim. Onu dinledim, ona rasyonel cevaplar verdim. Ben bunu hep yapıyorum.
Ayrıldık işte, eve döndüm falan..
Yazının teması, hayatın ve ilişkilerin basitliği. Bu basitliği görmeyişimiz ve bunun bize hiç yetmeyişi. Sıkılganlığımız ve karmaşıklaştırmamız.
Burcu kendini motive eden birine bağlı ama her şey geçer. Her tat geçici. Herkes eninde sonunda sıkar ve yorar ve kırar. Çok seversen bile eninde sonunda kırarsın.
Bu tarz genellemelerle bu kadar yüzleşmiş olmam beni soğuk biri haline getiriyo ve bunun farkındayım. Ama düzeltmek için bir şey yapmak istemiyorum. 4 kişilik ailemiz içinde yaşadığım şaşırtıcı sıkıntılar "bunlar bile böyle yapıyorsa..." dedirtti, House sayesinde herkesin yalan söyleceğiyle yüzleştim, kan bağım bulunan insanlar bana "Allahım nerden düştüm ben bunların arasına?" dedirtti. Ruhsal anlamda birine de bağlı değilim uzun zamandır. Elimde pek bir şey yok. Ve umarsızım.
Gerçek hayata dönersem eğğğer;
Okulu seviyorum, dersanede kusmak istediğim için söylüyorum galiba bunu. Rahatsız olduğum ve ciddi ciddi komik bulduğum bir şey var. Sınıfın bir ucunda oturan Mehmet ve Kerem'e "günaydın!" demek bile yasak sanki. Ama anlayacağınız üzere olay Keremle alakalı değil. Keremle zaten dersanede bile görüşüyoruz. Acaba diyorum Mehmet bu kafadan çıkabilecek mi senenin sonuna kadar? Çünkü ben çok sıkıldığımı farkettim bu kaçak bakışlardan, sınıfın diğer ucundakiler vebalıymış gibi davranmaktan. Sihirli değneğim olsa bunu hemen düzeltirdim.
Hadi gidip ıslak kek yapayım da okulda yiyelim birlikte.
Elinize sağlıklar.
Blogu çok özledim. Pardon, bi dakika. Yanlış oldu.
Kendi iç sesimi çok özledim.
Evet.
Kendi kendime konuşmaktan sıkıldım. Bugün sondu artık, iç sesim beni rahatsız etmeye başladı. Burcuylaydım gene biraz önce. Kahküllerimi şekle şemale sokturdum. Sonra her Türk insanı gibi Burcuların evinin önünde lafa daldık. Gene kafasında işleri büyütmüştü, canını sıkmıştı garibim. Onu dinledim, ona rasyonel cevaplar verdim. Ben bunu hep yapıyorum.
Ayrıldık işte, eve döndüm falan..
Yazının teması, hayatın ve ilişkilerin basitliği. Bu basitliği görmeyişimiz ve bunun bize hiç yetmeyişi. Sıkılganlığımız ve karmaşıklaştırmamız.
Burcu kendini motive eden birine bağlı ama her şey geçer. Her tat geçici. Herkes eninde sonunda sıkar ve yorar ve kırar. Çok seversen bile eninde sonunda kırarsın.
Bu tarz genellemelerle bu kadar yüzleşmiş olmam beni soğuk biri haline getiriyo ve bunun farkındayım. Ama düzeltmek için bir şey yapmak istemiyorum. 4 kişilik ailemiz içinde yaşadığım şaşırtıcı sıkıntılar "bunlar bile böyle yapıyorsa..." dedirtti, House sayesinde herkesin yalan söyleceğiyle yüzleştim, kan bağım bulunan insanlar bana "Allahım nerden düştüm ben bunların arasına?" dedirtti. Ruhsal anlamda birine de bağlı değilim uzun zamandır. Elimde pek bir şey yok. Ve umarsızım.
Gerçek hayata dönersem eğğğer;
Okulu seviyorum, dersanede kusmak istediğim için söylüyorum galiba bunu. Rahatsız olduğum ve ciddi ciddi komik bulduğum bir şey var. Sınıfın bir ucunda oturan Mehmet ve Kerem'e "günaydın!" demek bile yasak sanki. Ama anlayacağınız üzere olay Keremle alakalı değil. Keremle zaten dersanede bile görüşüyoruz. Acaba diyorum Mehmet bu kafadan çıkabilecek mi senenin sonuna kadar? Çünkü ben çok sıkıldığımı farkettim bu kaçak bakışlardan, sınıfın diğer ucundakiler vebalıymış gibi davranmaktan. Sihirli değneğim olsa bunu hemen düzeltirdim.
Hadi gidip ıslak kek yapayım da okulda yiyelim birlikte.
Elinize sağlıklar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









