23 Eylül 2012 Pazar

Çok tehlikeli işte tamam mı!


Bu kasvetli odanın neler ifade ettiğini benden ve ondan iyi kimse bilemeyecek.

 Birini sevmek çok tehlikeli bir şey, attığınız adımlara dikkat etmelisiniz. Verdiğiniz kararlara ya da ne bileyim, kurduğunuz cümlelere hatta. Çünkü artık bundan sonrası sadece sizinle alakalı olmayacaktır.

Ben kaybetmekten çok korkarım bu yüzden sevmekten de çok korkar-d-ım. Ama filmlerde de anlatıldığı gibi gerçekten de bazen biri gelir ve bütün bunlar değişebilir. Ya da bunların hepsini erteleyebilir.

 

İşin ciddiyetine bagajını yerleştirirken eline “bagaj numarası yazan zımbırtı”yı tutuşturduklarında anladım.
Ağlamak çok güçsüzceydi.
Hiç bana göre değildi, yapamadım.

 

Arabaya bindiğinde koyvermiştim artık kendimi. Ama dışarılara doğru değil, içime içime. Sel olmayan gözyaşları, çok az ama çok özlü şeylerdi.
Dedi ki “Ne güzel ya koyvermedik kendimizi Allahtan yaptık o ödevleri de kafam dağıldı!!” İç sesimle bağırıyorum “Ah ne güzel şeysin sen, hep yaşın 19” –kimindi bu şarkı MFÖ mü?- şarkı o kadar tatlı ki aslında, hiç ağlarken akla gelmez belki de. Ama biz gülüyorduk zaten. Çünkü bu bir veda değildi.
Hoşça kal denmemeliydi.

Diyemedim.

O da demedi.
Dedim ya sizlere birini sevmek çok tehlikeli… Hareketleri çok hızlı ve keskin, tadı acı, kokusu da içini yakar. Çünkü gitmesi gerektiğinde kal diyemezsin, hakkın yoktur.
Gelecek olursa da dört gözle beklersin ki; umut, bir kişiye verilebilecek en büyük cezadır.

 Stili olan kız Ankara’dan bildirdi.

 

0 yorum:

Yorum Gönder