30 Temmuz 2010 Cuma

msnleri ele geçiren kuzenler.

mayri...:
gelsene kız
ben pelinim
koş gel
akıllı ol!!!!!


HK:
lan git


mayri...:
aa bana lan dedin :'(


HK:
ben doğu


mayri...:
hay ben


HK:
adresi ele geçirdim

mayri...:
bravaaaa!!!

29 Temmuz 2010 Perşembe

Farmville olayı

Meryem teyzemin 50 level olması şerefine yorumlar yağdırdık, Hatice Ablamla...

P: Olm esrar bile ekemiyon 50 level olman neye yarar :P Çok para varmış esrar işinde ^^ Ama dikkatli ol esrar yetiştiren çiftçi göz altına alınmış, gözünü dört aç!!!


H: Dedim ben sana, ikinci çiftçi al ya da çiftçiyi küçükten başlayıp yetiştir, çalışmıyo hiç. Bu kadar hırsa 50 level :D:D
Bir de zamanı geçen çilekler çürüyo onu reçel yapsın...
İkinci seçenek traktör sayısı artmalı (madem çiftçi çalışmıyo)
Anasını da alsın gitsin o çiftçi!!! :D

Biz bunu gecenin 3ünde cidden yaptık. Ciddi ciddi yazdık bunları, güldük de bir güzel :D:D

Koç gibi

...
P: Ee benim babam da kırmızı seviyo?!
M: Zaten o da koç gibi, koçum gibi!!!

İşte bu dakikadan sonra büyük bir kırılma noktası yaşandı, dağıldık...

24 Temmuz 2010 Cumartesi

Enerji

Hayat enerjimi emiyosun. Ama cidden. Uzun zaman kısıtlı konuşunca daha mutlu oluyorum. Bak işte. Ne kadar az o kadar iyiymiş. Çünküenerjimiemiyosun. Ama bunun senin sorunun olduğunu sanmıyorum. Ben manyağım.

22 Temmuz 2010 Perşembe

sabahın 4ü part II

Pelin, Hatice ablaya sene içinde yaşadığı olayı anlatır. Çünkü "baba" olayından sonra aklına direk bu gelmiştir.

P: İşte okulda fotoğraf çekilicektik, numara sırasına göre dizildik. Müdür yardımcısı vardı. Özge o gün okula gelmemişti. O nerde diye sordu sınıf başkanına. O da bana sordu, nerde özge diye. Dediğim şu "Ateşliymiş çok, ondan gelememiş."
Başkanımız, müdür yardımcısına şöyle der "Hocam, Özge çok ateşliymiş..."
işte o an müdür yardımcımız, ben ve başkanımız bakışır ve güleriz.


sabahın 4ü

P: Baba'yı izledin mi sen ?
H: (Duraksar...) ... Gördüm babayı ben.
Pelin ve Hatice gülmekten kırılır. Pelin'in kastettiği the godfather isimli filmdir. Hatice abla ise, babayı gördüm diyerek farklı bi yorum getirir olaya...

20 Temmuz 2010 Salı

Shutter Island

Türkçesi "Zindan Adası" olan bu filmi, öneriyorum. Bayağı çok öneriyorum hem de...

merhaba ben jale

"sakınlıkla" diye bi kelime kullandım, baya dedim bunu. Sohpet ediyoruz, ortam hoş, normal herşey... Ama birden sakınlıkla dedim ben işte...
Sakın ve kesinlikle birleşip, yoğrulduğunda böyle oluyomuş. Öğren bunu!

17 Temmuz 2010 Cumartesi

hava burda 50 derece, abooooo

o kadar kötü hissettim ki dün gece, boka batıp çıkmışmışım gibiyim gibi geldi. böyle konuşmak istediğim kişilerin sayısı azaldı, yok oldular ya çok fenaydı.

hala bu konuyla ilgili şaka yollu laf sokmalarla cebelleşiyorum, gerçekten bana böyle imaların bıdıbıdıların koymasından ayrıca nefret ediyorum. benim içinde olmadığım bir geçmişin problemli taraflarıyla yargılanışımı öğreniyorum ve diyorum ki "isterse kuzenin olsun, kesse de anlatma, bir kişi bilsin bişeyi ya da kimseler" çünkü yerin kulağı varmış. hem de önceki yazdan beri. dünkü olay değilmiş bu. birden tiksindim, kuzenimle paylaştığımız sabahladığımız gecelerden, birileri bak o iyi kız aferin ona dicekken durdurdum hop ya o da böyle, bu işler artık böyle, herkes böyle...

cidden utanç içindeyim. nedenini bilmiyorum. o kadar çok yönlü olumsuzlukları bulabilmişler ki aklım hayalim şaşırdı.

bıraktım artık bu rutinleri, ben yokum arkadaş.


16 Temmuz 2010 Cuma

Dedikodularım

Bir dedikodular öğreniyorum, bir öğreniyorum varya... Ofofof :D

Cem (kuzenim olur) (Pınar'da kuzenim, aynı okuldalar ama Pınar yatılıda, Cem yatılı değil...) bir gün derste uyumuş. Ama baya uyumuş, hoca gelip omzuna "tık tık tık" yapmış uyanmış.

Pınar gelmiş eve. Anlatmış annesine, yanında da Gamze varmış (Pınar'ın en yakın arkadaşı) "Anne Cem uyudu derste. Hoca uyandırdı vs.vs."

İkbal teyzem (Pınar'ın annesi) Mirza dayıma (Cem'in babası) demiş ki: "Cem uyumuş derste, hoca uyandırmış."
"Aa..!" demiş Mirza dayım, "Cem de aynı şeyi Pınar için söylediydi..."

Al sana hikaye...

15 Temmuz 2010 Perşembe

yolculuk

Yolculuk o kadar kötüydü ki anlatamam. Ayrıntıları anlatmak istemiyorum...

Ama yolculuklara bayılırım. Öyle böyle değil. Bakınız, her sene yaz tatili için denizi falan bir kenara koyun, Adıyaman'a gideriz. Ve ben çırpınırım biran önce gidelim diye, annemler yolculuğa saydırırlar böyle. Ama haksız da sayılmazlar çünkü 18 saat dıgıdık dıgıdık gidiyorsunuz. 18 saat.
Bence işin süperliği orda zaten. Sadece düşüncelerin ve sen varsın. Sessizce içinden konuşursun, her şey güzeldir. 18 saat boyunca hayal kurarsın, of yaşasın!

Adıyaman'ı seviyorum.

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Elleri göriyim?

Şimdiden koca ahaliye el salladığımızı görebiliyorum. Nolur allahım korktuğum başıma gelmesin.

Lütfen arabanın içinde kişilerin kaprislerinden yapılmış kozmik bir şakayla karşılaşmayayım. Böyle insanlar nasıl böylesine rahat, geniş olabiliyo? Ben olamıyorum cidden.

Neyse ben kendi açımdan bir sürprizle karşılaşmıyım da bana yeter...

9 Temmuz 2010 Cuma

Zıvanadan çıkmak

Ben hayatta birçok haksızlık falan filan gördüm ama böyle bir olay görmedim. Nefret ediyorum reglden. Öyle böyle değil yani, acayip boyutlarda...

Guten Abend

Azrail

Size hayatımdan gerçek bir kesit sunuyorum

Annem telefonda xx ile konuşur:


A:Biz xx gününde çıkıyoruz. Siz de ayarlayın o güne paranızı falan
xx:süper olur, oh oh şahane, bayıldım, öldüm geberdim, vıy canına vs. vs.
A: biz ayırtcaz yerleri
xx: Hemen bize de haber verin! Yiyecek ne alsak yanımıza?
A: Daha bugünden onu mu düşünüyosun? Zönk '-_-


Pelin'in iç sesi: Anne ben sana zibilyon kere söylemedim mi ben o hafta gelemem diye, ilk başlarda da dedin "tamam sen merak etme, unutmadım ben!" ama şimdi tam yapmıycam dediğin şeyi yaptın.

...


Anne balık yağı mı alsak sana, hafızayı canlı tutar?

...


Anne azraili görüyorum, bana geliyo...


Guten Abend

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Depresyondayım, unutuldum.

Çok kötü günler geçiriyorum galiba gene. Herşeyin aynı olmasının verdiği boşluk, beklentilerinin boş çıkması, sevgilinden çok uzaklarda olmak, depresif şarkılar dinleyip mırıldanmak, hergün aynı aktivitelerde bulunmak... Sanırım depresyondayım, unutuldum.

Dün "Constantine" vardı. Fox'ta. Ama saat 12yi geçiyodu baya. Mesaj attı işte, cevap yazdım ama binbir zorlukla. Yazıcak, konuşacak birşey bulamıyorum. Arada at demişti. Her zaman atardım. Ama atmadım. O, gece gelinceye kadar. Sonra reklam arasında cevap yazdım. Bana anlattı gününün nasıl geçtiğini falan ama benim anlatacak birşeyim yok. Boşboşum yani. Susuyorum o yüzden. Bozuldu sanırım. Haklı olarak da. Hadi constantine'i izliycem dedim. Uyumazsan konuşuruz...

Bir bitti film. Saat 2ye geliyo. Uyumuştu, 3 msj attım.

Sabahleyin 11 suları uyandım dedi. Kavga çıkcağı belliydi. 2 mesaj sonrası şunu dedim: "kavga etmek istemiyorum". O da istemiyomuş zaten. Bıdı bıdı. Etmedik kavga falan. Şarjı bitti gitti. Arada atcaz öyle dedik.

İş olayım da olmadı muhtemelen. Baksana aramıyolar. Annemler bunu baz alarak, Adıyaman'a erken gitmeyi konuşup duruyolar bıdı bıdı. Ayın 10u iyiymiş de neymiş.

Paraya ihtiyacım var böyle acayip derecede. Ama Adıyaman'a gitme olayını da seviyorum. Ve ben genelde ikisini aynı anda elde etmek isteyenlerdenim.

Henüz yüzmeye gidemedik, çünkü annem pimpirikli karının teki. Babam bir şey demiyor kadın bip bip ötüyo. Lanet olsun

Saymakla bitiremiycem ruhsal karışıklığımı.


2 Temmuz 2010 Cuma

postcrossing

Bu olaydaki "main idea"yı beğendim ve bugün ilk kartımı postaladım. Almanya'ya..
Almanya'ya sevgiler.

Burcucuğuma teşekkürler :)
ona özenmiyorum, sadece iyi işler yapıyo şu internet meretiyle. Öğrenmek ve katılmak hoş oluyor.