Yanmalısın, sönmelisin.
Ruhları incitmeli.
İnanırken yalanlara, delirmiş olmalısın.
Kendine olan inancını kaybetmiş birine kim yaslanmak ister
ki? Söyledim ona, umarım ne kasteddiğimi
anlamıştır.
Başlığımın manidarlığında, hepimizin aynı bokta yüzdüğünü
anlatmaya çalışıyorum kendi çapımda. Hepimiz anamızın koynundan ayrıyız.
Hepimiz parasısız. Bir çoğumuz böyle hayal etmedik belki de. “Şükretmeliyiz” bu seferlik, bunu söylüyor
olmak benim için oldukça enteresan olsa da.
Derdini anlatırken her zaman çare aramamalısın. Çünkü bazen
bu çok bencilce olabilir. Mesela karşındaki de seninle aynı dertten muzdaripse.
Ya da bu denli bezmiş değilse, yorgun değilse.
Bir yandan da bakıyorum acaba anlamıyor muyum?
Benim kalacak yerim kesin var evet bu gerçekten binlerce ton
yükü omzumdan kaldırıyor. İnkar edemem. Ama o da sonuçta bunu bir şekilde
halledecek. İşini sağlama almayan dangalaklarla beraber sanırım şu an. Çünkü
ben evsiz kalmış olsaydım, sağlama alana kadar milletin ciğerini sökerdim.
Eşeğini sağlam kazığa bağlayacaksın. En sağlamına mümkünse.
Hayatımdan son gelişmeleri aktarmam gerekirse ciddi anlamda
çok insanla tanıştım son bir aydır. Herkes beni bir yerlere götürüp birileriyle
tanıştırmak niyetinde. İlgilenilmeyi kim sevmez ki… Şimdiye kadar tanıştığım
insanları -ne kadar da %100 tanımasam da- sevdim. Tatlılar, üniversiteliler.
Varmak istedikleri birer nokta var, o noktaya ulaşılan yolda da işimizi de
yapalım eğlencemizi de düşüncesindeler ki yerim.
Anlatacak bir şeyler daha gelmedi aklıma. Geldikçe
görüşelim. Şimdi gidip sıkıcı bir tarih kitabı okumalıyım. Öperim.













