Pelin Arslan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pelin Arslan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2010 Salı

ikimize birden yükleniyorlar ama en çok bana

Valla yemin ederim ki en çok bana yükleniyor her şey. İçime neden oturduğunu anlamıyorum bazı şeylerin. Tamamıyla benden bağımsız olaylar var (aslında ne istediğini bilmemek de kötüdür) "Olabilir Pelin, sana ne ki bundan?" Bu iç sesimin söyledikleri... Dış sesim diyoki "Valla moronsun sen" Hem aşık olmamak hem de olmak ne kadar kötü bir duygu. Takılmaman gereken ayrıntılara takılırsın.

Birkaç cümle önce ben bir hata yaptım. Affola!

Ben aşık olamadım henüz kimseye. Öyle bir şeyin tam olarak neye benzediğini de bilmiyorum. Ben sonradan bağlananlardanım. Ama şuan ortada "sonradan" olabilmeyi sağlayacak bir şey de yok. İşte diyorum en çok bana yükleniyorlar.

Sanırım hormonal... Bu da olabilir. Her gördüğüme atlayasım gelmiyor ama atlamayasım da gelmiyor. Atlamayacağımı biliyorum ama.
Çünkü atlamam.

Hormonal ise süper demektir. Hiçbir şeyi bok etmeden çıkarım bu işin içinden. Ama değilse de ben bir yol bulurum. Bulmayı planlıyorum.
Umarım bulurum.

12 Eylül 2010 Pazar

"beyin göçüne hayır!" diye zırvalayan öğretmene kafa atayım

Çok kızdım yahu. Vatanını sevmenin de bir sınırı var, ayrıca ben de vatanımı seviyorum ama böyle sempatizanlık biraz itici durmuyor mu?

Eğer burda kalmak bana bir şey katmayacaksa, millet bilim yaparken ben abuk subuk şeylerle, prosedürlerle birokrasiyle onla bunla uğraşıp bezeceksem (ben diğer ülkelerden de bunların var olduğunu biliyorum) hayattan anlamı yok bilim yapmanın. Babamın dersaneye oraya buraya para saçmasına falan.

Çok kızdım çok.

6 Eylül 2010 Pazartesi

Bir Semoş klasiği

Bakın bu klasik yaşanırken ben öğlen uykumdan yeni uyanmışım, annemle Baran(kardeşim) salondalar, oturuyolar sakince. Birden ben kanalı değiştiriyorum kumandayı ele geçirip ve olay şu: "karşıdan bizon büyüklüğünde kırmızı formalı zenci bi adam bize doğru geliyo"
Pelin: Hayvan lan bu '-_-
Baran:
Shaquille O'Neal
Semoş: Filler koşuyor diye bi yarışma başlıyomuş bu onun reklamı...

Sonra evde bi sessizlik, ardından da kahkahalar


24 Ağustos 2010 Salı

hastalık

O kadar hastayım ki, kıçımı yerden kaldırcak halim olduğunu hissetmiyorum. Ve yaz vakti grip olabilmenin ne kadar çekici olduğunu anlatamam (!)
Çok lanet bişey ya. Sabahleyin erken kalkmak zorundayım bide. Çünkü, dersanem başladı. Keşke bir hafta öncesinde grip olsaydım da başıma bunlar gelmeseydi.

Gün içerisinden size bi alıntı yapmak istiyorum:
S: Bembeyaz oldun ya, iyi misin?
P: İçerde oksijen bitti, boğuluyorum...

Ağzım burnum tüm nefes alma yerlerim tıkandı. Sınırsız mukus salgım var. Burnum silinmekten kıpkırmızı oldu ve soyuluyo. Zaten çirkinim, şimdi bokum gibiyim.

Birileri "swaplaşmak" için mail yollayıp duruyo. Lan hele bi durun, kartpostal almaya gittiğim yok, adres verip duruyorum millete. Daha bi iki gün ben alamam kartpostal falan. Haftasonu bişeyler yapıcam artık...

İşte bugün beni sınırsız güldürmüş bi anımı da anlatıp gidiyorum, sevgili okuyucularım.

Türkçe dersindeyiz. Ses bilgisi ünite, hoca n/b çatışmasını anlatıyo. "tonbul/tombul" örneğine geldi. (Hoca arada türkü falan söyleyen bi adam :D) Dedi ki aklıma bir türkü geldi. Arka sıradakiler kıkırdamaya başladı, onların aklına gelen türkü "tombul tombul memeler" Sonra kavrayınca tüm sınıf gül gül gül :D Hocanın tepkisi, ne hıyar adamlarsınız, benim aklıma şu gelmişti "oy tombulum tombulum, yoldan geldim yorgunum"

kdfjglkfjgjsdgjdskgjdjd

14 Ağustos 2010 Cumartesi

see you at the bitter end

Ne çirkin bir sıcaktır bu kardeşim. Ben böyle iş görmedim. Bakınız Adıyaman şehri 45 derece, İstanbul şehri 35...
Ama orda sadece 45'i hissediyosun, burda 60'ı hissediyosun. Yani rezalet diyorum. Keşke orda kalma gibi bir şansım olsaydı. Beni buraya şuan için bağlayan şey sayısı o kadar az ki. Sonuçta iğrenç bir şekilde kandırılmış olduğumu hissediyorum.

Ama bunu çok tatlı hale getiren bir duygu var. Özgürlük

Özgürlüğü 2 sene sonra kanımda hissediyorum sevgili okuyucularım. Çünkü enerjimi emen şey artık yok. Artık hiçbir şey enerjimi emmiyo. Bu da işin harika tarafı.

Nina Simone'un da dediği gibi "Freedom is mine"

24 Temmuz 2010 Cumartesi

Enerji

Hayat enerjimi emiyosun. Ama cidden. Uzun zaman kısıtlı konuşunca daha mutlu oluyorum. Bak işte. Ne kadar az o kadar iyiymiş. Çünküenerjimiemiyosun. Ama bunun senin sorunun olduğunu sanmıyorum. Ben manyağım.

11 Şubat 2010 Perşembe

Kör

Gözlerim de görmüyor artık pek iyi. Kulaklarım ağır işitir oldu. Çenem de yorgun.

23 Ocak 2010 Cumartesi

tabi ki

şimdi tabi ki annen karşına geçip, elinden telefon düşmüyo ki, mesaj yazmaktan ders düşündüğün mü var der. der. ben olsam ben de derdim. zaten haklı. cidden böyle düşünüyorum. bu işleri bırakacağım en sonunda.

bunun bir de gece versiyonu olacak, ona 2. round diyeceğiz ve onda babamla ben kapışacağım. bana malsın dese yemin ederim normal karşılarım bunu. bu kadar olmaz ya. o kadar yapılmaz yani. o kadar laf ettin. neye kaldın şimdi ? hadi yiyosa gitsene ?

böyle olursun işte. aptal

3 Aralık 2009 Perşembe

Aşırı duygusal

He'll give you breathing holes.Then, you will seem happy.You'll wallow in your shit.Then, you'll think you're happy.

2 Aralık 2009 Çarşamba

Güzel

Yollarda şarkı söylerim ben. İçimden. Kimse duymaz. Duymasın..

Salına salına yürürüm, sesli sesli konuşur. Sessiz bağırırım. Sevsinler beni o zaman.