29 Haziran 2010 Salı

Cigarettes And Alcohol

all i need are cigarettes and alcohol!


Biraz sonra içeriye gidip katliam çıkaracağımı hayalliyorum şuan.
Sinir krizi.
Dediğimi yap, allah aşkınıza hayatınızda bir kez olsun farklılık yapın. Hergün çıkıp beşiktaşı gezmeyin mesela.
Ezber yaptın artık. Allahını seversen monotonluğa bu kadar alışma. Gerçekten kafayı yiyorum burda.
Nolur olsun artık ne olcaksa :/



18 Haziran 2010 Cuma

e-okul+karne


0.03le takdiri kaçırmak...
hayatımdan nefret ediyorum.

16 Haziran 2010 Çarşamba

e-okul

hoş bir günün babam tarafından mahvedilişini izliyorsunuz. lanet olsun okula. lanet olsun takdir almamış olmaya.





11 Haziran 2010 Cuma

Saat

Böyle çok benimsediğim bir nesnedir, saat. Hani benim o cansız varlıklara, dizilere, filmlere, eşyalara, mekanları yüklediğim anlamlar vardır ya, saat de öyle birşeydir benim için işte.Hatta şuan kullandığım saat en çok sevdiğim saatim değil. Aslında en çok sevdiğim olanı sakladım, duruyor. Bunu teyzem almıştı bana, diğeri de eskimeye başlayınca kıyamadım. Hemen teyzeminkini taktım.


Sonra dedim ki "Mehmet'e de bir saat almalıyım. Şöyle hoş birşey olsun. Hem o da taksın, saat hoştur. Güzeldir."

Aldım. Bugün takdim ettim. Çok beğendi. Annesi falan da beğenmiş biraz önce söyledi. Mutlu oldum.

İşte böyle bir anım var. Paylaşmak istedim.

10 Haziran 2010 Perşembe

vay cınına

MARİLYN MANSON ve SNOOP DOGG'da LOST hayranıymış.
Hatta LOST'un alternatif sonlarını paylaşıyım sizlere,
Jack kirli sakalla en çok kazanan model olmuş.
Sawyer pilates hocası olmuş.
Sayid perma konusunda çok başarılı bir kuaför olmuş.
bomba olan bu,
Snoop Dogg yanlışlıkla Black Smoke'u içine çekmiş
kljglj


6.

Gitar kursuna gideceğim, bu da 6. işte.

9 Haziran 2010 Çarşamba

sahalara döndüm

Eveeet, uzun bir aradan sonra artık tekrar yazmaya başlamayı falan düşünüyorum. Sınavlarımı hakladım, okulu bitirdim, doğum günümü kutladım, kız kıza gezdim, eski kitap ve defterleri ayırıp toparladım, gereksizleri attım.
Yaza hazırım artık. Gelin size yaza dair planlarımdan bahsediyim:
1. Şınav çekmeye uğraşıyorum ki gayet zor bir işmiş bu. Cidden bayağı zormuş. Aslında kollarımın çok güçsüz olmasından kaynaklı tüm problem. Vücudumu taşıyamıyorum. Sadece bir kez yapabiliyorum :D Ama geliştirince kendimi size yeni haberleri aktaracağım.
2.Fit olmaya çalışıyorum, yavaş yavaş oluyo bu farkındayım.
3. Bu yaz yüzme öğreneceğim. Damla ve Burcu'ya dedim. Bana öğretsinler! 16 yaşımdayım hala yüzme bilmiyorum. Utanmıyo değilim aslında. Hem yararlı bişey değil mi o ?
4. Bu yaz Burcu ben Damla çalışacağız. Burcu'nun ablasının onu götürmesini bekliyorum. Herkes bi triplerde çalışamazmışım. Öyle çok emin olmasınlar, buna ihtiyacım var lütfen şans benden yana olsun!
5. Lost bittiğine göre hayatımdaki boşluğu doldurmam lazım bir şekilde. Büyük önerileri dinledim bu konuda. Öneriler gösterdi ki, HIMYM izlenesiymiş. Ben de dedim o zaman bu yaz bi el atıyım o işe.


Şimdilik aklıma bu kadarı geldi, hoşçakal.

21 Mayıs 2010 Cuma

LOST

Lost bitiyor ve ben buna dayanabilecek kadar güçlü hissetmiyorum kendimi.
Hayır
Bitmemeli.
LOST alt tarafı bir diziyken ona yüklemiş olduğum anlamı ve hissettiğim ihtiyacı anlatsam anlamazsınız. Çok yalnız ve boş olduğum bir zaman tanıştım onunla. Günde 7 bölüm izleyip manyadığım oldu. 4 sezonu yaklaşık 2 ay kadar bir sürede bitirdim.
Artık lost rüyalarıma kadar girebiliyor. İlk izlediğimde de Jack tarafındaydım. Şimdi de..
Jack hepimizi kurtaracak!

13 Nisan 2010 Salı

wonderwall

yürümek zorunda olduğumuz tüm yollar dolanbaçlı
ve bizi oraya götüren tüm ışıklar kör edici
sana söylemek istediğim birçok şey var
ama nasıl söylesem bilemiyorum
Çünkü belki,
Beni kurtaracak kişi sen olacaksın.
Sonuçta,
Sen benim tek dayanağımsın.

7 Nisan 2010 Çarşamba

give me a minute

Başıma gelen herşey mantıklı olmak zorunda değil. Kendime güvenli hissediyorum hiç olmadığım kadar..
I'll be fine.
Dizilere ya da şarkılara güvenir misiniz?
Cevap veriyorum, kesinlikle. İnsanlara güvenmediğim kadar. Konuşmak istemeyen konuşmuyor. Açıkçası benim dışımdaki herkes istediğini yapıyor. Hiçkimseyle konuşmak istemiyorum.
İnsanların nazlı yaratıklar olduklarında çekilmediklerini biliyor muydunuz? Ben biliyorum ve beğenmiyorum. Nazlı biri değilim. Herkesin yapacağı gibi benden olmayanı dışlıyorum. İngilizler buna "human nature" derler. Ah amanın, her gün yanımda cılız bir ingilizin olduğunu biliyor muydunuz (!) Hepsi komik geldi, birşeylere gerçek hislerimi açıklayabildiğimde. Bir kimseleri istemiyorum şuan.
İnsanın edinmeye veya güvenmeye çalıştığı çevrede, en sorunlu, en çürük halka, en çok "bağıran", en çok sinirli gibi bir çok sorunu olması berbat birşey. Dün gece ve bugün sabah böyleydi. Ama şimdi şarkılar ve kelimeler ve hatta dizilerle birlikte (çokca chuck azıcık ucundan lost'tan bahsediyorum) böyle değil. Eğer babam şeytanın, o lanet şeytanın bacağını kırıp istediğine ulaşabilirse benim için harika olacak herşey. Gerçekten.
Ve o şeye, şeytan denen şeye meydan okuyorum. Daha güçlüyüm. Karşı çıkan ?

24 Mart 2010 Çarşamba

bu bir özür dileme yazısıdır, değerli burcu altuğ'a

Bazı şeylerin artık olmadığının farkındayım. Ama biliyorum bu sorun benden kaynaklı. Sana ayırmadığım, ayıramadığım zamanlar için çok üzgünüm yemin ederim. Kendimi sonsuz mutsuzluklar ve sonsuz rahatsızlıklar içinde hissediyorum. Çünkü, sana anlatmak için biriktirdiğim konular vardı. Ve hepsi öylece kaldı.
Belki önceleri senin de vardı ama sanıyorum ki bıraktın beni. Ama öyleyse bunun suçlusu olduğumun farkındayım.
Dün gece çok ağladım burcu. Sadece bunun için bilesin. Ve tamamen tek başıma ağladım, tek başıma düşündüm. Aklımda olman ve bişey yapılmamasından kaynaklı bir acıydı sanırım.
Eğer benim yerime başka birilerini koyabildiysen, seni gerçekten iyi anlayacağım. Ama bilmelisin ki, sana hiç yalan söylemem zaten, şuan hayatımda iki tane "sen" olabilecek "aday" var. Ama onlarla da günlerime gün, senelerime sene katmalıyım önce. Eğer sen varken senin yanında olabileceklerse, buna hak kazanmalılar.
Sınavlarım var bu hafta full. Cuma günü bitirmiş olucam, o zaman hemen telefonuma sarılıcam ve sana koskaca zamanlar ayırıcam. Umarım benden soğumadın :/
Onlara hala söylediğim bir şey var. Benim en yakın arkadaşım "Burcu"

8 Mart 2010 Pazartesi

bugün hava kum rengi

Tabi ki böyle birkaç durumdan sonra karşınızdakinin size inanması zor olur. Tabi ki. Zaten o yüzden susmuştum hani bunları düşünerek. Haddimi bilmiştim işte bu yüzden, birkaç kere. Açıkcası ben iyi bir veda bekliyordum. Ama artık beklemiyorum. Ayrılmak "inceldiği yerden kopmak" değil, "inceldiği zaman kopmak"la ilgilidir. O zaman olmazsa, bir başka zamana, bambaşka olaylara kalmış demektir.
Şunu söylemek isterim ki sevgili günlük, ya da kendine ne dersen.. Ben gülmeyi çok severim, güldürülmeyi de ancak çok ciddi ve sinirliyimdir. Eğer etrafımda olup biten şeyler beni çok eğlendiriyor olsaydı böyle sinirli, kararlı, bazı prensiplere sahip ciddi birine dönüşmezdim. Gelgelelim bunu sana, bana, bize yaşatmaya hakkım da yok. Karşına geçip benim canım sıkkın demedim, kös kös de oturmadım, canın bişeye mi sıkıldı senin noldu dediğinde sana hemen olup biteni anlattığımı da bilirsin.
Sadece anlamadığım şu var, bana inatçısın diyosun ki, ben tutarlı biriyim ve evet inatçıyım. Sen de öyle. Ama büyük bir farklılığımız var, hep üste çıkan sen oluyosun. İnatçılığın başka bir boyutu bu olsa gerek. Bana umrunda değilsin diyip nasıl üste çıkıyosun ? Beni sinirlendirme ya. Ciddiyim nasıl oluyo ? Bu birlikteliğin malı ben miyim ? Bunun bir açıklaması olmadığının farkındasın ve hala haklı olmaya çalışma. Bi dur. Belki bu sefer ben biraz trip atmalı, ben biraz seni süründürmeliyim. Süründürmem de, en azından trip atabilme şansı vermek zorundasın. Zorunda.
Umrunda değilsem, inanmıyosan artık bana, güvenmiyosan da ayrıl işte ? Çok acı verici olmaya başladı ciddiyim. Neşelen diye konuşuyorum, dizilerde aptal kızlar gibi susmadan, yüzüme bakıp da umrumda değilsin, ya da vitrinlere bakıyosun falan. Ne istiyosun benden anlamadım ben seni. Umrunda değilim ama hala birliktesin, hop durdur arabayı bi. Belki de birlikte bile değilsin. Arabayı bi durdur. Ciddiyim.

11 Şubat 2010 Perşembe

Kör

Gözlerim de görmüyor artık pek iyi. Kulaklarım ağır işitir oldu. Çenem de yorgun.

27 Ocak 2010 Çarşamba

Nice senelere bitanecik Burcu Altuğ

Allah'ım binbir zorlukla geçmiş bir hafta.
Zaten gün kavramı bitti benim için. Geç yatıyorum falan. Bizimkilerin "genel, geren prensipleri"nden biri "Önce çocukla yatar, sonra anne ve baba yatar. Bütün ışıklar söndürülür." Karanlıkta harıl harıl mesaj yazma faslı. 2ye doğru uyumalar. Ey okuyucular, benim bünye pek sağlam değildir, geç yatmalara, hiç uyumamalara, depresyonlara, zaten kansızım canlı cenaze bir tipim var.
Ruhsal sorunlarımı biraz aştım galiba ama birazcık. Aşmak dediğim, üstünü örttüm. Normal olarak aklımdan çıkmış değiller. Ama çok başka problemlerim var artık...
Annem. Başlı başına bir problem olmaya başladı. Bir insan pireyi anca bu kadar develeştirebilir herhalde. Korkunçlaşmaya ve çirkinleşmeye başladı. En kötüsü çirkinleşmesi zaten. Bir sebep de bulamıyorum. 9-10 sene önce menapoza girdi bu kadın. Anlayamadım. Ama aşırı üzülüyorum anlatamam yani.
Telefonumdan da nefret ediyorum. Lanet lanet laflar işitiyorum onun yüzünden. Çok sıkılıyorum Allah'ım. Bana bir hınzır tayin etsen mükemmel olurdu. Boşuna kasıyor.
Bu kadar laftan sonra benim için en yakın kişi olan kişidir o. (ne abuk bir cümle bu) İyiki doğdu o. Sadece biraz sabırlı ve depreşmeyen biri olsa hayat ona renkli bahçeler sunacak gibi...
Nice senelere Burcu Altuğ!

23 Ocak 2010 Cumartesi

tabi ki

şimdi tabi ki annen karşına geçip, elinden telefon düşmüyo ki, mesaj yazmaktan ders düşündüğün mü var der. der. ben olsam ben de derdim. zaten haklı. cidden böyle düşünüyorum. bu işleri bırakacağım en sonunda.

bunun bir de gece versiyonu olacak, ona 2. round diyeceğiz ve onda babamla ben kapışacağım. bana malsın dese yemin ederim normal karşılarım bunu. bu kadar olmaz ya. o kadar yapılmaz yani. o kadar laf ettin. neye kaldın şimdi ? hadi yiyosa gitsene ?

böyle olursun işte. aptal

22 Ocak 2010 Cuma

gene yağmur

Yorucu ama tatlı bir günün ardından yağmurun altında eve koşturmak,
sonra durmak,
damlacıkları seyretmek,
ahenklerine şaşırmak,
huzurlarını paylaşmak, ah...
Yağmur silecek kederimizi.

Paranormal Activity

Yemekteyiz'de olduğu gibi eleştirmek istedim bu filmi. Büyük toto korkusuyla girdiğim film aslında beni pek korkutamadı.

Ancak bunun sebeplerini sıralayacak olursam;
1) Burcu bana filmin taslağını anlatmıştı. Bu sebeple nerde ne olacağını bildim en azından tahmin ettim.Son sahnenin en fenası olduğunu da söylemişti o yüzden onu izlemedim ^^ Teşekkür ederim ama gerçekten. Çünkü korku ve gerilim içeren filmler benim ruhumu bozuyor. Iyk.
2)Hiç ürkmedim desem sallamış olurum bu arada.

Azcık korktum.

19 Ocak 2010 Salı

Bu aralar.

Bu aralar canım pek bir şeyler yazmak istemiyor. Hep aynı şeyler oluyor çünkü, herşey aynı ve yerli yerinde.

Fakat; içindeki sesleri susturamazsın. Lanet okuma ihtiyacı duymayı sevmiyorum.

Onun da dediği gibi "olmayınca olmuyor" be pelin.

8 Ocak 2010 Cuma

Yavşak bir aile olmak

Yavşak ve yağlı bir ailem olsaydı heralde, oks'de şehir dışındaki liseleri tercih ederdim.

B. Hocam benim de diğer derslerim iyi. Bana da sözlüde iyi bişeyler yaparsınız ;) olmadı semoş güzel içli köfte yapıyo, getiririz, Problem yok.

Fizik dersi.

-P: Bu adam eline alsa BALTAYI, dese ki bu baltadır, yemin ederim daha mantıklı olur. En azından anlarız.
-Ö: Şu Twittyli defteri alsak adamın herşeyini öğreniriz ha.
-P: Taş devrinden kalmış, Barni be o. Hatta onlar daha modern bowling oynuyolar olm. löjfdblşg
-Ö: ljksflds