Allah'ım binbir zorlukla geçmiş bir hafta.
Zaten gün kavramı bitti benim için. Geç yatıyorum falan. Bizimkilerin "genel, geren prensipleri"nden biri "Önce çocukla yatar, sonra anne ve baba yatar. Bütün ışıklar söndürülür." Karanlıkta harıl harıl mesaj yazma faslı. 2ye doğru uyumalar. Ey okuyucular, benim bünye pek sağlam değildir, geç yatmalara, hiç uyumamalara, depresyonlara, zaten kansızım canlı cenaze bir tipim var.
Ruhsal sorunlarımı biraz aştım galiba ama birazcık. Aşmak dediğim, üstünü örttüm. Normal olarak aklımdan çıkmış değiller. Ama çok başka problemlerim var artık...
Annem. Başlı başına bir problem olmaya başladı. Bir insan pireyi anca bu kadar develeştirebilir herhalde. Korkunçlaşmaya ve çirkinleşmeye başladı. En kötüsü çirkinleşmesi zaten. Bir sebep de bulamıyorum. 9-10 sene önce menapoza girdi bu kadın. Anlayamadım. Ama aşırı üzülüyorum anlatamam yani.
Telefonumdan da nefret ediyorum. Lanet lanet laflar işitiyorum onun yüzünden. Çok sıkılıyorum Allah'ım. Bana bir hınzır tayin etsen mükemmel olurdu. Boşuna kasıyor.
Bu kadar laftan sonra benim için en yakın kişi olan kişidir o. (ne abuk bir cümle bu) İyiki doğdu o. Sadece biraz sabırlı ve depreşmeyen biri olsa hayat ona renkli bahçeler sunacak gibi...
Nice senelere Burcu Altuğ!
27 Ocak 2010 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)










0 yorum:
Yorum Gönder