Ah merhaba, ben geldim. Tamamen Metehan'a fırlatıyorum bu yazıyı. Metehancığım seni ben, çiçeklerden yemişten, sarı saçlı bebekten -bebek olmayabilir bu arada atıyorum ben- canımdan çok severim.
Pazar günü Burcucan İrlanda'ya gidiyor. Ben burada sik gibi ne bok yiyeceğim keşke bilseydim. Birlikte tuvalete gitmediğimiz kaldı. -gitmiş de olabiliriz bilmiyorum.- Bugün spora ilk kez yalnız gittim, nasıl fenaydı. 2-2.5 saat boyunca ağzınızdan çıkan kelimeler, küçük kelimeler. "merhaba" "kolay gelsin" "görüşürüz" "evet" bunlar işte. Bu kadar az konuşmaya alışık değilim ben. Çok konuşuyorum diye kaç kere azar yedim ben teyzemden bilir misin Yaradan?
Eve 1 saat kadar önce geldim. Burcucan beni akşam yemeğe davet etti, annesi harika bir şeyler yapmış. "MANTAR DOLMASI" harikalığını içimde hissediyorum. Yemekten kalktık, odadayız; Burcucan sigarasını tüttürmüş efenim gittim mutfağa, kucağıma aldım mantar dolması dolu altın tabağı, yiyorum utanmadan sıkılmadan... O kadar dehşetli baktı ki Burcucan "ayıramazsın beni Burcu bu mantarlardan!!!11bir." "eve götür birazını" "bu hazineyi Baranla paylaşmak istemiyorum!!!111birbir." "tamam ye tamam kdjgnkşsghgh" "1,2,3,4,...,19 tane var 1 tane daha yiyim ablana kalsın, ayıp" "19unu da ye dicem ama yerinden kalkamazsın dghjgjhj" gibi bir diyalog da yaşadık.
Gidiyor ya benim kızıl kaşarım.
Gidiyor ya benim kızıl kaşarım.
Kızıl demişken saçlarını boyadım, güzel açılmış, tam kırmızı olmuş dipler. Aferin bana, sihirli parmaklar!1
Diyeceğim o ki, Baran'ın doğum günü için mozaik yaptım. (çok da iyi oldu, çok da güzel oldu toam mı?) O gün bozuldu benim 3 haftalık diyet. Ama bugün bahanelerim bitti. Burcucan'ın yemek de geçti, doğum günü de geçti. Her şey geçti. Tekrar diyetteyim şu andan itibaren. 1 hafta kaldı sporun bitmesine de. 2 kilo kaldı hallolacak.
Başka neyden bahsediyim?
Ha buldum.
Bu aralar önereceğim film"Little Miss Sunshine" olacak. Dün gece kardeşimle koptuk, ben kendimden bir şeyler de buldum açıkcası. İzlediğim tatlı filmlerdendir küçükgünışığım.
Bu aralar önereceğim film"Little Miss Sunshine" olacak. Dün gece kardeşimle koptuk, ben kendimden bir şeyler de buldum açıkcası. İzlediğim tatlı filmlerdendir küçükgünışığım.
2 gün önce sanırsam Burcucanla bir tartışma yaşadık ama gerçekten bahsetmek bile istemiyorum. Halledeceğiz bu problemleri çok az kaldı.
Ha bir daha buldum.
Hepinizin bildiği gibi ben rüya görmüyorum, yani hatırlamıyorum. Sadece kabuslarımı hatırladığım için rüyafobikli bir insan oldum. Rüya görmekten hoşlanmıyorum, isterse güzel olsun. Güzellik de boğar boğmaz mı? Neyse işte, şunu tespit ettim ki her kabusumda aynı adamı görüyorum. Belirli çizgileri yok adamın, siyah dalgalı saçları var, siyah deri ceketi var sanırım. 1.80lerde. -oha adama aşık oldum şu an, korkmuyorum resmen hayal ediyorum herifi.- Şaka maka, her seferinde kaçıyorum bu adamdan. Ve şundan eminim, ben gördüm bu adamı gerçek hayatta. Karşıma tekrar çıkarsa başıma bir iş gelicek sanırım. Ürperiyorum.
Bütün gün hava sikim gibiydi. Böyle sıkıcı, götelek, yağmak isteyen, nemli, kısacası iğrenç bir hava. "Ne yağmuru be!" dersiniz siz İstanbullular siz bu duruma işte ben o İstanbulluydum bugün ve terlikle çıktım dışarıya. Akşam dönerken yağmur yağıyordu ve bende terlik vardı. Beşiktaş bu görüntüye hazır değildi, bir ben var benden içeri öyle..
Bir de başıma ".." tribi eklendi. Mesajlarımın sonunda sürekli ".." var. 3 değil, 1 hiç değil. 2 nokta. Anlayacağınız sürekli triplerde gibi bir şeyim.
Ha bir de, "Ergenlik; ilkokuldan gerizekalı iki arkadaşınızı görüp, aynı okuldan mezun olup da kanka olduğunuz kızın kendinizmişcesine reklamını yapmanızdır." diyorum.
Yapılacaklar listemde Metehan'a ıslak kek öğretmek var. Her zamanları bebişim.
Ayrıca Metehan yazının çoğu panpam Burcucan hakkında oldu diye şeapma, gidiyor o. Hüzünlüyüm ben.
Ha bir de,
Geçende James Blunt geldi.. Sıradaki yaş dağılımı popülasyonu görünce, "Niye James'e" geldik ki biz?" gibi yanlış bir soru sorduk. Sağolsun James bu soruyu ağzımıza burnumuza tıkıştırdı. Şarkılara daha fazla çalışmış olsaydık çok daha harika olacaktı aslında. Umut Can onu aradığımız için mutlu oldu, yavrucum benim. "sevildiğimi hissettim" dedi. "sevildiğimi hissettim" derken yüzünde : ) (namı diğer: yavşak ifade) vardı. Gelesin yanaklarını sıkasın. Nasuf -tanışamadık bi şu oğlanla!?- dinledi azıcık ucundan. Burcucan'ın ablası Ayça'yı aradık, gürültü sanıp kapattı. Bir de Deniz aradı birini, ama sonu hoş olmadı. Umarım Deniz daha fazla kendine zarar vermez. Üzülüyorum ona da çok ayrı.
Bir adam var, keşke sevgilisi olmasaydı. Ama bir yandan da, yakışmıyorlar değil.
Burcucan'a bugün dedim ki, bana birlikte olduğumuz fotoları yolla. Bakınız yukardalar.. İkinci fotoğrafta ilişkimizin doruklarındayız. 3. fotoğraf "birlikte oduğumuz güzel bir fotoğraf" 4. fotoğraf James'ten önceki hatıra fotoğrafı, tipler biraz nahoş ama bizbizeyiz şurda.
Ben gidiyorum, azıcık Sırlar Odası'nı falan okuyayım. Ah şu Harry de olmasa zaten..










0 yorum:
Yorum Gönder