Yaklaşık 3 gündür Adıyaman'dayım, ne annem ne babam ne de kardeşim burda... Bütün kuzenlerim, teyzelerim, amcam, halamlar, dayımlar -Allah'ım herkes burda.- o kadar tatlılar ki hepsi.
Amma, dün soğuk rüzgarlar esti stüdyoda. Çok kötü oldum. Ortamdaki gerginlikler beni o kadar bozar ki, yani evde olsaydım mesela gerginlik olsun ama burası benim evim değil, benim 2. evim ve bunun bir farkı olmalı. Aşırı miktarda negatif yük geçişi oldu, bok gibiydi.
İnsanların, hepimizin, kusurları vardır. Bu sindirilmesi gereken bir olgu. Ama kusur var, kusur var... Asıl önemli olan, karşındakinin senin kusruna tahammül edebilmesi. İşte dayımın kızı İlkay abla ve teyzem İkbal birbirlerinden hoşlanamayan, sevişmeyen, birbirlerinin kusurlarına katlanamayan iki insan. Soğuk rüzgarlar estirdiler. İnsanlar kendi bilir. Ama ben de gıcık olmadım değil ikisine de orası ayrı.
Sonra, erkekler neden böyleler? Niye hoşunuza gitmeyen bir şey bulduğunuzda karşınıza çıkan ilk kişiye gıcık olur, soğursunuz? Bu kadar kolayına kaçmayın lütfen! Çok kızarım ben adama.
Ve bugün...
Bugün sabaha karşı 6ya kadar uyumam gene sanırım. Sohbet uzar falan filan. Ama kafam on beş yirmi otuz beş kırk milyon olacağı için uykum gelir uyumak isterim muhtemelen. İlk kez VOTKA içeceğim. Yuppi!! Ama tekila votkaya çakar, bu da burda bir dipnot olsun.
Burada hava o kadar soğuk ki... Tuvalete gitmek için çişimi biriktiriyorum yemin ederim. Millet 5-6 günde bir duş alıyor. 5. günde pes etmeyi planlıyorum. Her şey çokoş. Ders çalışmam lazım benim.
Hadi ben gidiyorum. Öpcük.
2 Şubat 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)










0 yorum:
Yorum Gönder