21 Şubat 2011 Pazartesi

there is a light that never goes out, işte yok öyle bir "light"

Canım o kadar sıkkın ki şu an, cümle kuramıyorum. Ama birazdan bu tutukluk geçecek eminim. Özge'nin benim için yazdığı blogu okudum. Haksız da sayılmaz aslında. Ama o mesele çok fazla karışık, çok fazla...(bu 3 nokta bu konuya sonradan döneceğim 3 noktası)
İdil'i uzaklaştırmak imkansızlaştı. Yani nasıl olur da bir insan onunla bir şey paylaşmak istemediğinizi anlamaz? Bu işler bu kadar zor değildi 2010lu yıllardan önce. Ya da ben öyle hatırlıyorum. İki yolu mu olmak zorunda? Bakın birincisi: "Eğer sizinle konuşmasını istemediğiniz bir insan varsa, ağzına sıçın. Evet açıyorum sıçıp sıvamayı, seviyeyi düşürün. Bezdirme, yıldırma politikaları izleyin. (Şu an sınıfta aynı şeyleri bana hatta bize empoze etmeye çalışan bir grup insan var Allah'ım ne kadar ezikler. Bir de işin enteresanı, karşı taraf beni tanıyor. Eğer tırsmasa tepkimden lafı ortaya atıp, o lafı benim algılamam arasındaki süreçte sınıftan kaçıp gitmez. Artık o kadar ezik durumda ki cevap veresim bile gelmiyor. Çünkü kavga çıkabilir ve gerçekten bunu istemiyorum. Yani neden bu kadar nefret ediyorsunuz ki bizden, ne yaptık biz size? Neyedir, kimedir tepkiniz?
En sinir olduğum şey "kaçak dövüşülmesi" ortaya atıp kaçıyorsun, tamam ben kavgacıyım biraz böyle durumlarda... İstemediniz kavga çıksın. Zaten çenem bir açılırsa orada kapatamam, iyice dağılır giderim böyle. [Aslında iyi ki kavga çıkmadı, kim uğraşır lan şimdi?] Önceden benim kalbimde o kısma karşı nefret yoktu, bakın size kalbimi açıyorum ve diyorum ki yoktu. Ama artık var. ARTIK PARANTEZİ KAPATIYORUM)

"Bezdirme, yıldırma politikaları izleyin." demişim en son, devam ediyorum. Tamam İdil senden boktan bezer gibi bezdim ama seviyeyi düşürecek kadar umutsuz değilim. Ben sana bana yapıldığı gibi yapamam "SALAK YEAA" (ay götümü yiyin affedersiniz) İnsanları ezmek çok itici bulduğum bir davranış, bakınız İdil'i de bayağı itici bulduğum halde yapmayacağımı söylüyorum. İkincisi: Kavga çıkarın. Dışlayın.
Bu yapıldı. Ama yüzsüzlüğün sınırlarını zorlayarak, her söylediğimizi her yaptığımızı unutmuş gibi. En çok da sinir eden bu. Bu kadar düşme, böyle olma. Tamam artık fitnelik yapmıyorsun fazla ama yine de ben seni sevmeyeceğim. Sorun bende, sende değil.
Geçende bu olayı Burcu'ya açtım. Burcu ki kendisi sigara tüttürdüğü halde "Pelin sen içmeyeceksin (bakın burda gelecek zaman var, ben gelecekte de içmeyeyimmiş!) sen niye içiyorsun ki?" gibi şeyler söylerek bana izin vermeyen bir insan olarak bana dedi ki "sen okul çıkışında sigara içsen, o 'aneeey Pelin sigara içiyoooo' diyip uzaklaşsa, sana 'kaka kız' gözüyle baksa nasıl olur?" Yakında beni bunu denerken bulabilirsiniz. Çare arıyorum. Ayrıca kolayca kilo veririm. (ay sigara içince kuruyup gidiyorum ben, niyetim kuruyup gitmek değil. 3 kilo vermek)
Biri nasıl anlamaz onunla bir şey paylaşmak, konuşmak veya bakışmak istemediğinizi?
"Arslanlara neler oluyor?" adlı yazımı okudum da tekrar, sevgililer gününde Özge, Deniz, Burcu dışında kimse beni arayıp sormadı. Yalnızım ve aseksüelim. Ve bu durum beni ikili ilişkilerimde (illa karşımdaki bir erkek olmak zorunda değil) vurdumduymaz biri haline getirmeye başladı. İşin çirkini çok rahatsız hissetmiyorum. Size bir öneri, iyilik yapmayın insanlara fazlaca. Sonra sizi kırarlar. Bu çok klişedir ama böyledir. Aslında amaçları kırmak olmasa bile kırılırsınız. O yüzden baştan mahvedin birbirinizi. (Ay şu her şey karşılıklıdır mantalitesinden nefretim gelir. O kapıya çıkan bir cümle kurduğum için kendimden nefret ettim.)
Sonra ben bir dizi olsaydım, komedi dizisi olmak istemezdim. (Bunu biraz önce düşündüm) Ben sadece "Lost" olmak isterdim. Bakın benim bu diziyi bu kadar sevmemin sebebi bu. Hep cevaplara ihtiyaç duymak, sorular cevaplar, heyecan. Bu her zaman en cazip geleni.
Eğer ben bir film olsaydım "remember me" "Million Dollar Baby" tarzında bir film olurdum heralde. "The good the bad and the ugly" de olmak isterdim. O filmi izlememiş olan varsa, esefle kınıyorum.
Ben gidiyorum. Beni sevsinler, ama böyle hoş bir şekilde. Benimle bir şeyler paylaşarak.

0 yorum:

Yorum Gönder