"Çok rahatım ehehhe, çok eğleniyom ben" laflarım bana kapak oldu. Karşınızdakinin ilgi merakı sizi bir süre sonra bezdirebilir. Evet, boşlaşmamın cefasını çekiyorum. Aslında çok acı-tatlı bir duygu bu. Keşke yarışmaya girmeseydim. Sanırım hayatımın en "ciks" hatalarından birini yaptım. Sonuçta konuşmadığınız biriyle aynı gruptasınız. Saçma, sifonluk bir durum.
Yazmaya başlamadan önce her şey kafamda. Sonra yazmaya başlayınca cümlelerimi sıraya koyamıyorum. Böyle mide bulandırıcı bir duygu daha yok şu masanın karşısında otururken.
Çok çılgın bir gerçek var; ben Facebook'ta yeni profile geçmek istemiyorum. Beni zorla geçirdiler. Geçmiyorum kardeşim, sordunuz mu?
Bir de insanların lafı "Facebook'u kapatın. Çok zaman yiyor." önerisine bağlaması ne saçma. Komik yani. Oturma oğlum vaktin yoksa. Kalkıp başka bir iş yapman gerekiyorsa, git onu yap.
Klavyenin sesini duyunca " NE YAPIYORSUN SEN ORDA?" diye sorup duruyor ya şu Mustafa Arslan, bir de yazmamı istemiyor ya hani...
İşte o an bu andır.
Ve,
ben herkese küstüm. Gerçekten.
Bunalınca en güzel şarkı budur: bunalınca en güzel şarkı
Bir de budur: got no friends got no lover.










0 yorum:
Yorum Gönder